23 Mart 2011 Çarşamba

"Maalesef ticaret, kuralları içinde yapılmıyor"

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, beyaz eşya sektöründe zincir mağazaların ''karalama ve aldatmaca ile ticaret yaptığının sabit olduğunu'' belirterek, bu konuda bazı ilanları bakanlığa başvurarak durduklarını, ancak sorunun kökten çözümü için ilgili tasarının bir an önce yasalaşması gerektiğini söyledi.

İZTO 30. Elektrikli ve Elektriksiz Ev Aletleri Meslek Grubu tarafından oda meclis salonunda toplantı düzenlendi. Toplantıda sektörü İZTO Meclis üyesi olarak temsil eden Metin Aztekin, bayilerin zincir mağazalar karşısında zorlandığını, haksız rekabetle karşı karşıya kaldıklarını savundu. Bazı mağazaların dürüst olmayan şekilde, insanları aldatarak çalıştığını ileri süren Aztekin, ''Sattıkları ürünlere 5-7 yıl gibi garanti veriyorlar. Üretici olmamalarına rağmen bu belgeleri veriyorlar. Üründen pahalı şekilde bu belgeleri satıyorlar. Bu mağazalar pazardan çekildiği zaman bu belgeler ne olacak? Tüketicinin elindeki o garanti belgeleri ne olacak? Bu konuda yasal girişimimizi yaptık, buradan da ihbar ediyorum'' dedi.

İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş da İzmir'de elektrikli ve elektriksiz ev aletleri meslek grubunda 775 firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün zincir mağazalarla yaşadığı önemli sorunların bulunduğunu belirtti. Bayilerin haksız rekabetle karşı karşıya olduğunu ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti: ''Maalesef ticaret, kuralları içinde yapılmıyor. Aldatmaca ve karalamalarla ticaret yapıldığı sabittir. Bir firmanın uygun olmayan ilanlarını Sanayi ve Ticaret Bakanlığına başvurarak durdurduk. Haksız rekabet yaratan, aldatıcı fiyatları içeren ilanları gördüğümüzde bu mağazaları arayarak ilanların kaldırılmasını istiyoruz. Aksi taktirde şikayet edeceğimizi söylüyoruz. Ancak ilgili yasanın iş işten geçmeden çıkarılması gerekiyor. Bakanlıkta 14'üncü tasarı var. Geçen yıl sanayi bakanı elinde tasarıyla başbakanlığa gidiyordu, ama hala çıkmadı. Hala gündemde değil'' dedi.

"BAYİLİK TEŞKİLATININ ÜRETİCİ FİRMALAR TARAFINDAN DESTEKLENMELERİ GEREK"

Beyaz eşya bayisi bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da Türkiye'de güçlü köklere sahip olan bayilerin, üretici firmaların sigortası olduğunu, bayilerin bu gücünün hipermarketler tarafından da kırılamadığını ifade etti. Üreticilerin bayilerin önemini gözardı etmemesi gerektiğini dile getiren Kocaoğlu, ''Mesleğin içinde olan bir arkadaşınız olarak son dönemde bayiliğin, bayilik sisteminin zorlandığını, herkesin eski birikimleriyle yaşam mücadelesi verdiğini, para kazanmasa da bir iki günde bu iş bırakılmaz mantığıyla, vefa duygusuyla işlerini götürdüğünü görüyoruz. Pazarda zincirler hakim oldukça, bizim gücümüz kırıldıkça üretici firmaların hipermarketlerin karşısında pazarlık gücü ve karlılıkları azalacaktır. Bayilik teşkilatının üretici firmalar tarafından özel politikalar uygulanarak mutlaka desteklemeleri gerekir'' dedi.

Beyaz eşyacının derdi zincir mağazalar / Ekonomi


İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, beyaz eşya sektöründe zincir mağazaların 'karalama ve aldatmaca ile ticaret yaptığının sabit olduğunu' iddia etti.

Beyaz eşyacının derdi zincir mağazalar
İZTO 30. Elektrikli ve Elektriksiz Ev Aletleri Meslek Grubu tarafından oda meclis salonunda toplantı düzenlendi. Toplantıda sektörü İZTO Meclis üyesi olarak temsil eden Metin Aztekin, bayilerin zincir mağazalar karşısında zorlandığını, haksız rekabetle karşı karşıya kaldıklarını savundu.

Bazı mağazaların dürüst olmayan şekilde, insanları aldatarak çalıştığını ileri süren Aztekin, “Sattıkları ürünlere 5-7 yıl gibi garanti veriyorlar. Üretici olmamalarına rağmen bu belgeleri veriyorlar. Üründen pahalı şekilde bu belgeleri satıyorlar. Bu mağazalar pazardan çekildiği zaman bu belgeler ne olacak? Örneğin Best Buy çekiliyor. Tüketicinin elindeki o garanti belgeleri ne olacak? Bu konuda yasal girişimimizi yaptık, buradan da ihbar ediyorum” dedi.

İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş da İzmir'de elektrikli ve elektriksiz ev aletleri meslek grubunda 775 firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün zincir mağazalarla yaşadığı önemli sorunların bulunduğunu belirtti. Bayilerin haksız rekabetle karşı karşıya olduğunu ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti:

“Maalesef ticaret, kuralları içinde yapılmıyor. Aldatmaca ve karalamalarla ticaret yapıldığı sabittir. Bir firmanın uygun olmayan ilanlarını Sanayi ve Ticaret Bakanlığına başvurarak durdurduk. Haksız rekabet yaratan, aldatıcı fiyatları içeren ilanları gördüğümüzde bu mağazaları arayarak ilanların kaldırılmasını istiyoruz. Aksi taktirde şikayet edeceğimizi söylüyoruz. Ancak ilgili yasanın iş işten geçmeden çıkarılması gerekiyor. Bakanlıkta 14'üncü tasarı var. Geçen yıl sanayi bakanı elinde tasarıyla başbakanlığa gidiyordu, ama hala çıkmadı. Hala gündemde değil” dedi. (AA)

17 Mart 2011 Perşembe

Mağaza Zincirleri Küçük Esnafı Yok Ediyor


Rize Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifi Başkanı Güven Aksoy, mağaza zincirlerinin küçük esnafı yok ettiğini söyledi.
Rize Gazeteciler ve Muhabirler Derneği’nde basın mensupları ile bir araya gelen Aksoy, değişim ve gelişmelere ayak uyduramayan küçük esnafın zor duruma düşdüğünü kaydetti. Aksoy “Her şeyi devletten beklemek olmaz. Sektörlerde kaçınılmaz bir değişim ve gelişme var. Büyük mağaza zincirleri ile karşı karşıyayız. Küçük esnafın bunlarla rekabet etmesi çok zor. Ayakta kalabilmek için küçük esnafın da değişime ayak uydurması gerekli. Ancak hükümetin de esnafı koruyan uygulamalar yapması gerekir. Büyük bir mağaza ile küçük esnafın aynı oranda vergi ödemesi dengeli değil. Buna bir düzenleme getirilmesi gerekir. Biz büyük alışveriş merkezlerinin alışma ve kapanma saatlerinin kontrol altına alınmasını ve bu merkezlerin şehrin dışına taşınmasından yanayız” dedi.
Aksoy, Rize’de esnafın halinden memnun olduğunu söyleyemeyeceklerini belirterek, “2 bin 225 kayıklı esnafımız var. Bunların ortalama bin 200’ü bizden kredi aldı. Esnafımızda 9.5 milyon TL paramız var. Verdiğimiz kredinin geri dönüşünde açılan takip oranı ise yüzde 29. Geri dönüşte Türkiye ortalamanın üstünde bir yerdeyiz. Bu sevindirici bir durum. Biz esnafımızın işini geliştirmesi için kredi veririz. Ancak esnafımız krediyi bu amaçla almıyor. Esnafımız borçlarını ödeyebilmek için kredi kullanıyor. Borcunu borçla kapatmak zorunda kaldıkları için kredi kullanıyorlar” diye konuştu.
Aksoy, esnafa tanınan sicil affının bir çok banka tarafından dikkate alınmadığına da değinerek sicil affı uygulamasının dikkate alınmamasının bazı esnafları mağdur ettiğini dile getirdi.

15 Mart 2011 Salı

Rekabet Kurumu'nun gözü marketlerin üzerinde

Rekabet Kurumu, bankalar, otomotiv firmaları ve özel okulların ardından şimdi de market zincirlerini yakın markaja aldı.
Kurum, perakende sektöründe son bir yıldır sürdürdüğü çalışmasını tamamlayarak, sektörün önde gelen zincirlerini üstü kapalı uyardı. Kurum perakendecilere, “tedarikçi firmalara orantısız güç kullandığınızın farkındayım' dedi.
MARKETLERE 4 UYARI
1- Alıcı gücünüzü orantısız olarak tedarikçilere yansıtıyorsunuz.
2- Tedarikçilerden listeleme bedeli, raf bedeli, teşhir alanı bedeli, insert bedeli, elektrik bedeli, promosyona katılım bedeli, eleman talebi, mağaza açılış bedeli, yıldönümü bedeli, yılsonu ıskontosu gibi çeşitli adlar altından bedeller talep ediyorsunuz.
3-Bazı durumlarda bu bedelleri sözleşme dışı ve geçmişe etkili faturalar yoluyla tahsil ediyorsunuz. Bu durum tedarikçiyi öngöremediği bir maliyet ve ticari riskle karşı karşıya bırakıyor.
4- Bu uygulama tüm sektörde neredeyse standart bir uygulama haline gelmiş.
 Sektör incelemesinin ikinci aşamasında tedarikçilere yönelik kapsamlı bir saha çalışması yapacağız.
ÖN RAPOR TAMAMLANDI
Hızlı tüketim ürünleri perakende sektöründe yürütülen “Türkiye Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliği Sektör İncelemesi Ön Raporu” tamamlandı. Kurum elemanları sektördeki   rekabet koşullarını inceleyerek sorunları ortaya koydu. Ayrıca başta İngiltere, Fransa, İtalya, Portekiz, Almanya, İskandinav ülkeleri, Avustralya olmak üzere çok sayıda ülkenin perakende sektör yapıları, mevzuat ve uygulamaları incelendi. 
ZİNCİRLERİN PAYI ARTIYOR
Raporda, hızlı tüketim ürünleri içinde zincir marketlerin payının arttığına dikkat çekildi. 2004'te organize perakendenin payının yüzde 30 olduğu anımsatılırken, 2009'da bu oranın yüzde 43'e yükseldiğine dikkat çekildi. Ancak bu artışa rağmen ağırlığın hala geleneksel kanalda olduğu vurgulandı.
EN HIZLI BÜYÜYEN BİM ve A-101
Organize perakende içinde en hızlı büyümenin indirim mağazacılığında olduğu belirtildi. Bu çerçevede BİM ve A-101'in en hızlı büyüyen perakende zincirleri olduğu kaydedildi. 2001 ve 2008 krizlerinin indirim mağazacılığının organize perakende içindeki payını artırdığına dikkat çekildi.
İŞTE EN BÜYÜKLER
Hızlı tüketim ürünleri cirosu bakımından BİM'in, Migros'u 2009 yılında geçerek pazar lideri olduğu vurgulandı. Pazardaki diğer büyük perakende zincirleri sırasıyla CarrefourSa, Metro/Real, Bizim Toptan, Tesco/Kipa, Kiler, Makromarket ve A-101 olarak sıralandı.
YERELLER PAYINI ARTIRIYOR
Türkiye'de bölgesel/yerel perakendeciliğin, organize perakende sektörü içindeki payını
artırdığı tespiti yapıldı. Son iki yılda bu zincirlerin yüzde 50 büyüdüklerine dikkat çekildi. Bu kategoride Adese, Pehlivanoğlu, Çağdaş, KİM, Mopaş, Yunus, Uyum marketleri sıralandı. Bölge bazında sırasıyla Marmara, İç Anadolu ve Akdeniz; il bazında ise İstanbul ve Ankara'da bölgesel/yerel hızlı tüketim ürünleri perakendeciliğinin yaygın olduğu belirtildi.
TEDARİKÇİLER RİSK ALTINDA FARKINDAYIZ
Kurum, perakendecilerin alıcı güçlerini bazı durumlarda orantısız olarak tedarikçilere
Yansıttıklarına dair ön bulgular elde etti. Tedarikçilerden listeleme bedeli, raf bedeli, teşhir alanı bedeli, insert bedeli, elektrik bedeli, promosyona katılım bedeli, eleman talebi, mağaza açılış bedeli, yıldönümü bedeli, yılsonu ıskontosu gibi çeşitli adlar altından bedeller talep edildiği tespiti yapıldı. Perakendecilerin bazı durumlarda bu bedelleri sözleşme dışı ve
geçmişe etkili faturalar yoluyla tahsil ettikleri, bunun da tedarikçiyi öngöremediği bir maliyet ve ticari riskle karşı karşıya bıraktığı belirtildi. Bu uygulamanın neredeyse tüm sektörde standart bir uygulama haline geldiği vurgulandı.
GECİKTİRİYORSUNUZ
Bu bedellerin ulusal perakende zincirlerinin ciroları içinde yıllar içinde artan bir trend izlediği tespiti yapılırken, 2009 yılında ortalamada yüzde 12,5'e ulaştığı vurgulandı.
Tedarikçilere yapılan ödemelerin geciktirilmesi, sözleşmede olmayan bedellerin talep edilmesi ve bu bedellere ilişkin geçmişe etkili fatura kesilmesinin sektörde sıklıkla uygulandığı tespiti yapıldı.
DETAYLI İNCELEYECEĞİZ
Rekabet Kurumu, sektör incelemesinin ikinci aşamasında tedarikçilere yönelik kapsamlı bir saha çalışması yapacağını ve Türkiye'ye model olabilecek uygun ülke uygulamalarının detaylı olarak analiz edeceğini duyurdu.
YOĞUNLAŞMA ORANI YÜZDE 14
Hızlı tüketim ürünleri perakendeciliğinde yoğunlaşma oranının Avrupa ülkeleri ile
karşılaştırıldığında hâlâ düşük olduğuna dikkat çekildi. En büyük dört perakendecinin toplam pazar payının (CR4  oranı), İsveç'te yüzde 91, İngiltere'de 68, Almanya'da 67, Fransa'da 65, Macaristan'da 50 ve İtalya'da 20 olmasına karşın Türkiye'de yüzde 14 olduğu anımsatıldı.
Bazı bölgelerde ve illerde yoğunlaşma oranlarının Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğuna dikkat çekildi. Ege Bölgesinde hızlı tüketim ürünleri pazarında CR4'ün yüzde 22 iken organize perakende içinde bu oranın yüzde 50'ye; İzmir'de ise sırasıyla yüzde 34 ve yüzde 77'ye yükseldiği vurgulandı. Ege bölgesi ve özellikle İzmir'de yerel perakendecilerin ağırlığının diğer bölgelere göre çok düşük olduğu belirtildi.
DÜNYA DEVLERİ GELECEK
Raporda dikkat çeken en önemli tespitlerden birini ise sektörde kurumsallaşmanın artmasıyla birlikte, pazara küresel perakende zincirlerinin ilgisinin artacağı beklentisi oluşturdu. Migros, CarrefourSa, BİM, Tesco/Kipa'nın ardından 2010 sonunda Uyum Gıda, Kiler ve Bizim
Toptan'ın halka açıldığı anımsatıldı.
DEVRALMALARA DİKKAT!
Son yıllarda zincirlerin, yeni bölgelere girmek için o pazardaki yerelleri devralma yolunu seçtikleri belirtilen raporda, “Ulusal ve yerel zincirler kimi zaman yeni mağaza açmak yerine, küçük ölçekli, lokasyon seçimi görece iyi olan küçük zincirleri devralmayı tercih etmektedir. Ülkemizde yavaş ilerleyen/fark edilmeyen devralmalar (creeping acquisition) olarak adlandırılan küçük ölçekli yoğunlaşmaların rekabet üzerindeki toplam etkisi önem kazanmaya başlamıştır. Türkiye'de Migros, CarrefourSa, Kiler ve Makromarket bu tip devralmalarda aktif olan perakende zincirleridir.”
ÖZEL MARKALI ÜRÜNLER
Özel markalı ürünlerin büyümesine karşın,  toplam satışlardan hâlâ düşük pay aldıkları ifade edildi. Bu ürünlerin İsviçre'de yüzde 54, İngiltere'de yüzde 47 İspanya'da yüzde 40 İtalya'da yüzde 13 iken Türkiye'de sadece yüzde 8 olduğu vurgulandı. Ancak özel markalı ürünlerin payının artmasıyla birlikte tedarikçilerin markalı ürünlerinin raflarda yer bulma sorununun ortaya çıkacağına işaret edildi. Ayrıca bu gelişmenin  tedarikçilerin yeni ürün geliştirme, marka yatırımı yapma çabalarına zarar verdiği dile getirildi.
Ön inceleme raporunda bir de öneriler yer aldı:
CİRO EŞİKLERİ DÜŞÜRÜLSÜN
I. Yoğunlaşmaların Bildirilmesine Yönelik Ciro Eşiklerinin Hızlı Tüketim Ürünleri
Perakendeciliği ile Sınırlı Olmak Üzere Düşürülmesi. Fransa'da olduğu gibi perakende
sektörü için bildirim eşiği normal eşik seviyesine göre daha düşük belirlenebilir. Bu yöntemin
benimsenmesiyle Pazar aynı zamanda, bildirimler yoluyla da yakından izlenebilecektir.
İNGİLİZ MODELİ
II. Davranış Kodu ve Ombudsmanlık Sisteminin Hayata Geçirilmesi
İngiltere başta olmak üzere Avustralya, Portekiz gibi birçok ülkede uygulamaya konulan ve zaman zaman revize edilerek güçlendirilen bir yöntemdir. Sistemin özü doğrudan kamu müdahalesi olmadan sektör tarafların önceden belirlenmiş etik/adil kurallar bütününe uygun şekilde davranmalarına dayanmaktadır. Rekabet sorunlarının ağırlığına bağlı olarak davranış kodunun içeriği ve bağlayıcılığı değişebilmektedir.  Mevcut durumda şartları ve bağlayıcılığı en yüksek model İngiltere'de uygulanmaktadır.
 II- Tedirakçi -Perakendeci Anlaşmalarının Rekabet Kurumuna Yıllık Olarak Gönderilmesi

Böylece anlaşmaların ilgili hükümlerinin şeffaflaştırılması, anlaşmalarda yer alan haksız
uygulamaların süreç içinde ortadan kalkması ve sektörün Rekabet Kurumu tarafından takip edilmesi amaçlanıyor.

5 Mart 2011 Cumartesi

SAKARYA SANAYİ VE TİCARET ODASI (SATSO) KOMİTELER BULUŞTU



Ticaret ve Sanayi alanında faaliyet gösteren işyerlerinin temsilcilerinden oluşan 32 meslek komitesinin üyeleri, SATSO'da toplandı.
SATSO Ali Coşkun Konferans Salonu'nda yapılan müşterek toplantıda ortak akıl güç birliği sloganıyla oluşan birliktelikten yararlı sonuçlar çıktı. Yılda 2 kere büyük toplantı gerçekleştiren meslek komiteleri yıl içinde de kendi aralarında çeşitli toplantılar düzenleyerek üyelerinin sorunlarına çare arıyor veya gündemdeki konuları ticari anlamda değerlendiriyor veya proje gerçekleştiriyorlar. SATSO Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ'un başkanlığında gerçekleşen toplantıda komite başkan ve üyeleri sektörlerindeki sıkıntıları ve çözüm önerilerini dile getirdiler.
Açılış konuşmasını yapan Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ, komitelerimizi temsilen 212 üye olması gerekirken ancak 80 kişi burada. Yapılan araştırmalarımız ve performans değerlendirmelerimiz neticesinde 7. Meslek Komitesinin en çok toplanarak kararlar alan komite olduğunu gördük. Bunu takiben 15-16-17-21 ve 28. Meslek Komitelerimizde en çok çalışan komitelerimiz. 3-11ve 30. komiteler ise en kötü çalışanlar. Bizler Oda olarak gerekli uyarımızı kendilerine yaptık. Komite toplantılarında alınana kararlarla ilgili ortak mevzular belirledik bunlar haksız rekabeti önlemek, ilin ticaret ve sanayisini geliştirmeye yönelik girişimlerde bulunmak, bölge esnafı ile birliktelik, ortak yatırımlar, UMEM konusunda bilgilenmek ve çalışmalar yapmak, eğitimler ve sunumlar talep edilmiş, resmi kurumlarda da bilgi talebi kararlar arasında yer almıştır.” dedi.
Motorlu taşıtlar ve yedek parça toptan ve perakende ticareti ile iştigal eden 21. meslek komitesinden Hamit Bayrak ilk sözü alarak mesleğimiz ile ilgili çeşitli fuarlara katılarak sektörümüzü temsil ettik. Sakarya'da oto galericileri sitesi kurulması konusunda ilgili kurumlar ve büyükşehir belediyesi ile gerçekleştireceğimiz projede önemli ivme kaydettik. Dörtyol kentsel sanayi sitesi projesinde de yanımızda yer alan SATSO'ya teşekkür ediyoruz ve desteklerinin devam etmesini diliyoruz.” dedi.
Altyapı, inşaat faaliyetleri, maden ocakları- mermercilerden oluşan 2. Meslek komitesini temsilen kürsüye gelen Ahmet İşgüzar öncelikle Kızılay Başkanlığına seçilmesi ile ilgili tebrikleri kabul ederek teşekkürlerini sundu. İşgüzar konuşmasının devamında öncelikle şu düşüncemi paylaşmak istiyorum: toplumumuz üretmeden tüketmeye yönetmeden yönetilmeye alışmış, halbuki hepimiz üretici ve yönetici olma potansiyeline sahibiz. Hem üretmeli, hem yönetmeliyiz. Meslek grubumuz çevre tahribatından menfaatlenen bir grupmuş gibi gösteriliyor Dünyadaki bütün teknoloji insanlığın hizmetinde ancak menfaat sunulabilmesi için inşaata ihtiyaç var. Tabiatın, çevrenin bize emanet olduğunu bilerek çalışmak lazım. SATSO'dan isteğimiz Torba Yasa konusunda eğitimler hazırlaması. Bir toplantıda vergi daireleri ceza yazmak için bahane arayan değil yol gösteren daireler olacak dendi.”Keşke” diyoruz. ben şahsım adına 25 bin fidan diktim birileri kalkıyor bir fidan dikmediği halde çevreci oluyor.”diye konuştu.
7. Meslek Komitesi (İklimlendirme Sistemleri ve Sıhhi Tesisatçılar) Başkanı Adem Bilgen ise şunları dile getirdi: “Sektörün en güncel ve en sıcak sorunlarından biri piyasada çantacı olarak nitelendiren yetkisiz ustaların müteahhitler aracılığı ile pis su temiz su, kalorifer tesisatı yaparak piyasa değerini düşürmeleridir. Çantacı diye tabir ettiğimiz bu gruptaki tesisatçıların birçoğu hiçbir vergiye tabi olmamaktadır. Aynı zamanda hiçbir ustalık sertifikasına sahip olmayan bu grup mesleğimiz için büyük tehlike unsurudur. Meslek komitesi olarak biz bu işin takipçisi olacağız.
SASKİ ile yapılan görüşmeler ve çalışmalar devam etmektedir. Ortaya çıkacak protokol sayesinde; yetki belgesi olmayan bir firmanın yada tesisatçının temiz su tesisatı yapması engellenmiş olacaktır. UMEM projesinin sağladığı kolaylıklardan yararlanmak üzere 12 Şubat tarihinde yaptığımız Meslek Grubumuz toplantısında üyelerimize açıklayıcı ve gerekli bilgiler verilmiştir.
SATSO, Adapazarı Kaymakamlığı, Adapazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Fatih Endüstri Meslek Lisesi Ve 7.Meslek Komitesi olarak Meslek grubumuzda soğutma sektöründe çalışan elemanların teknik eğitim seviyesinin nitelik ve niceliğini artırmasına katkıda bulunmak ve soğutma sektöründe çalışan elemanları soğutma sektörü projesi çerçevesinde ozon tabakasına zarar veren soğutucu gazların maximum oranda toplanabilmesi temizlenmesi ve tekrar kullanımının sağlanması konusunda eğitmek üzere bir protokol imzaladık.
7.meslek Komitesi olarak hem Sakarya'mıza hem de meslek grubumuza olumlu önemli katkılar sağlamaya devam edeceğiz.”dedi.
5. Meslek Komitesi Üyesi Seçkin Sezer de konuşmasında sektörel sıkıntılara dikkat çekti. Sezer, “Yönlendirme tabelaların da bir standart olmalı. Bazı büyük firmalar istedikleri boyutta tabela yaptırıp asabilme izni alabiliyorken küçük işletmeler alamıyor. Birçok otelde denetimler yerinde yapılmadığı için kendilerine habire yıldız veriyor. Konuyla alakalı kurum memurları gidecek yerinde denetim yapacak. Gerekiyorsa cezai işlem yapacak yada kapatacak. İllaki birileri şikayet mi edecek denetlensin diye. Bizleri kanunsuz davrananlara karşı koruyun ki vergilerimizi ödeyelim ayakta kalalım istihdam sağlayalım Hizmet üretelim” diyerek Garson ve Aşçı yetiştirilmesine yönelik kurslar açılması gerektiğini söyledi.
16. Meslek Komitesi Başkanı Ali Esen de konuşmasında Ankara Ostimde meydana gelen patlamayı örnek göstererek İşadamlarına olası kazalarda mağduriyetler yaşamamaları için çalışanlarına yönelik mutlak suretle risk analizlerini yaptırmaları çağrısında bulundu.
Esen ayrıca İş Kur İl Müdürlüğünde kayıtlı 400 engelli breye dikkat çekerek sosyal sorumluluklar kapsamından hareketle iş adamlarının mutlak suretle bu engellileri işe yerleştirmeleri ve istihdamlarına katkı sağlamaları gerektiğini söyledi.
29. Meslek Komitesi üyesi Kenan Taçyıldız ise Özel okullara devlet desteğinin sağlanması gerektiğini belirterek, “Veliler bize adeta Jandarmalık yaptırıyor. Çocukları ile alakalı baş edemedikleri sorunlara yönelik dershaneler ve Özel okular da de çözüm arıyorlar. Devlet Üniversitelere ve KOBİ' lere destek veriyor ancak biz Özel okullara destek vermiyor. Önce insana yatırım yapılmalıdır” dedi.
Taçyıldız konuşmasında ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı İl Mili Eğitim Müdürlüğü ve velilere seslenerek, “Ben 25 yıldır eğitimciyim. Bir yılım devlet okulunda geçti. En rahat çalışılan yer. Bu sebeple disipline edilmesi gerekiyor. Veliler lütfen çocuklarınızı eğitim için gönderdiğiniz kurumları iyi tercih edin. Kaçak olarak çalışan etütlere dershanelere göndermeyin. Milli Eğitim Müdürlüğüne kayıtlı dershane ve okullara gönderiniz. Kaçak kurumlar nedense yeterince denetlenmiyor. Veliler çocuklarının 7-24 saat boyunca sürekli ders çalışmasını istiyor. Sınav sistemi kaldırılsın. Çocukları ders ders diye psikopat ettiler. Böyle gençlik yetiştirilmez”dedi.
28. Meslek Komitesi Başkanı Hüseyin Balta konuşmasında Mesleki eğitim eksikliğinden kaynaklanan problemler var. Kalifiye eleman sıkıntısı da var. Olanları da verimli kullanamıyoruz. Aynaya düzgün bakalım. Ne demişler ‘At sahibine göre kişner'. Bizlerde işadamları olarak iletişim becerileri ve tekniklerine yönelik kurslar ve eğitimler alalım. Bir sorunumuzda ihaleler. Maalesef kalkınmada öncelikli bazı iller var. Bu iller belli avantajlara sahip. Bizler bu illerde ihaleye girmekte zorlanıyoruz. Bu nasıl aşılabilir” dedi.
28. meslek komitesinden Emrullah Terzioğlu; İnşat yapılacak alanlarda arsa payı %40 olarak belirlendi. Bu uygulama şehir merkezindeki depremden sonra boşalan arazilerde eski yerleşim bölgelerinde uygulaması mantıklı değil, yeni yerleşim alanlarında uygulanabilir. Kat artırımı konusunda 3 kata izin verilmiyor. Yeni teknolojilerle suya bile binalar inşa edilirken bizde teknolojiler yeterli ve en az 3 kata izin verilmeli, gerekli teknolojilerle yapılabilir. Uzmanlaşmış kalifiye eleman sıkıntısı yaşıyoruz, uzman kalifiye elemanlar da en az ara elemanlar kadar önemli, bu konuda gereken eğitim ve seminer desteği verilebilir. İstanbul'dan gelerek ekspertiz hizmeti veren firma temsilcileri özellikle sanayicilerimizi mağdur ediyorlar bizim tavsiyemiz; bu konuda ilimizdeki emlakçılar ve danışmanlarla temasa geçilerek ekspertiz raporlarının alınmasıdır.
23. Meslek Komitesi'nden Orhan Yılgenci; “23.Meslek Komitesi olarak UMEM Projesini çok önemsiyor ve destekliyoruz. Bu proje meslek grubumuzun tamamını yakından ilgilendirdiği için biz de projenin içinde olmak istedik. Bu amaçla üyelerimizi UMEM Projesi hakkında bilgilendirdik. Devlet tarafından sağlanan avantajlarını anlatarak hem bu projeye destek vermelerini hem de projedeki avantajlardan faydalanmalarını sağlamak için çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. İkinci önemli çalışmamız SAİGEP. Bu projenin ilk etabında makine ve metal sektörü seçilmiştir. Tamamı bizim üyelerimizden oluştuğu için komite olarak bu projenin içinde yer aldık. Bir başka çalışmamız SAMİB ile yaptığımız ortak faaliyetlerdir. SAMİB'le yaptığımız toplantılardan ve SAMİB'e üye olmayan imalatçı üyelerimizle yaptığımız istişareler sonucu önemli gördüğümüz isteklerimizi de paylaşmak istiyoruz: mikro, küçük ve orta ölçekli üreticilerimizle ana sanayilere fason iş yapan imalatçılarımızın bulundukları sanayi siteleri bugünün koşullarına uygun değildir. Bu sebeple OSB'lerin oluşmasına ve ihtisaslaşmasına büyük önem veriyoruz. Sanayi sitelerinin kurulmasını da destekliyor ve önemsiyoruz.” Dedi.
27. Meslek Komitesi (Gıda Maddeleri İmalatçıları) Üyesi İffet Hacıeyüpoğlu da toplantının gündemini oluşturan kayıt dışı üretim konusuna değinerek şunları dile getirdi: “Tüm komite üyelerimizin ortak bir sorunu olan kayıt dışı ekonomi ve üretim sanayicilerimizi oldukça zor duruma düşürmektedir. Bu konuya çözüm olarak SATSO bünyesinde çalışan diğer komisyonlar gibi kayıtdışı üretim yapan firmaları tespit etmek ve en aza indirmek amacıyla bir komisyon kurulmasını öneriyorum. Hep birlikte bu sorunun üstesinden geleceğimizi düşünüyorum” dedi.
9. Meslek Komitesi (Dayanıklı Tüketim Malları) Üyesi Sedat Aldemir “zincir mağazaların ilimize gelerek faaliyet göstermeleri haksız rekabete neden oluyor bu konuda gereken çalışmaların yapılmasını talep ediyoruz” dedi.
10. Meslek Komitesi (Elektrik ve Elektronik Malzeme İmalat ve Ticareti) üyesi Adnan Borazancıoğlu, Torba Yasa kapsamında Odamız üyelerinin aidat borcu affı konusunda teşekkürlerimiz sunuyorum, düzenli ödeme yapanların da ödüllendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İnovasyon ve Ar-Ge çok önemli ezberlenmiş şeylerle değil yeni fikirlerle ilerlemeliyiz. Ar-Ge destekleri, hibeler konusunda Odamız öncülüğünde çalışmalar yapılıyor ancak biz de Odamız kadar istekli ve katılımcı olmalıyız ve yenilikleri takip etmeliyiz” dedi.
8. Meslek Komitesi (Mobilya ve Ev Dekorasyon ürünleri Ticareti)üyesi Ahmet Aygün; “müobilya sektörünün ilimizdeki eski itibarına kavuşması ve gelişmesi adına komitemiz çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Gerçekleştirdiğimiz toplantılarda konusunda uzman kişiler tarafından bilgilendirilerek vizyon kazanma çalışması yaptık ve devam edeceğiz. Önümüzdeki günlerde Mobilya sektörü ile ilgili önemli isimlerden birisi olan Ramazan Davulcuoğlu nu da Odamıza davet edeceğiz. Mobilya İhtisas OSB'nin kurulmasını çok önemsiyor ve destekliyoruz sektörümüzün canlanması adına çok önemli bir girişimdir.”dedi.
15. meslek komitesi (Sağlık Kuruluşları, Eczaneler ve Parfümeri Ticareti)üyesi Özlem Akalın: “15. Meslek komitesi içerisinde çok farklı sektörleri barındıran geniş bir meslek komitesi. Çeşitli konularda hem mesleki anlamda hem de halk sağlığı açısından verimli çalışmalarda bulunduk. Ağız ve diş sağlığı toplantılarımız oldu, içme suyu denetimi kontrolü ve kanalizasyon alt yapısı ile ilgili olarak SASKİ'yi komitemizce ziyaret ettik. Suyun klorlanması ile ilgili çeşitli tereddütlerimiz vardı bilgi istedik. Kanserde farkındalık yaratmak adına Prof. Dizdarın ve konusunda uzman hekimlerin katılımı ile odamızda geniş katılımlı bir konferans düzenledik. Bu kanser konusu hem ilimizdeki hasta sayısının oranı sebebiyle hem de SATSO camiası olarak sosyal sorumluluk adına önemli ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu doğrultuda çalışmalarımız devam edecektir. Çalışan verimi ve işyeri verimliliği açısından düşüşe sebep olan motivasyonu engelleyen ve şu anda sağlık bakanlığı ve mecliste de gündemde olan obezite ve diyabet konusunda da yine geniş katılımlı bir konferans düzenlemeyi planlıyoruz çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.
14. Meslek Komitesi (Boya, nalburiye, makine, hırdavat ve teknik malzeme ticareti) üyesi Nadir Öztürk: “bölge illerimizle müşterek toplantılar düzenlemekteyiz. Bu toplantılarda ordaki faaliyetler hakkında bilgi aldık. Sakarya ve odamızı tanıttık bu tür toplantıların bizler ve şehrimiz adına çok faydalı olduğuna inanıyoruz. Kentsel Dönüşüm uygulamasının rededilmesinin ardından yeni bir kentsel tasarım, güzelleştirme ve kötü görünen yerlerin ıslah edilmesi için bir takım çalışmalar yapılmaktadır. SATSO'nun bu çalışmalar bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en iyi şekilde destek vereceğini bölgedeki esnaf ve sanatkarlarımızın inancı tamdır.
1.Meslek Komitesi (Tarımsal Faaliyetler) Turgay Çelik: “İlimizdeki tarım alanlarının miras yoluyla bölünerek verimliliğinin ve bütünlüğünün kaybolduğunu düşünüyoruz. Tarım arazileri günümüzde çok değerli arazilerdir bunlara gereken önemin verilmesi gerekiyor. Devletin de desteklemesi gerekiyor ve bu konuda destekleri de var. Yeni bir kredi destek programı başlatacak. Odamızda Ar-Ge birimimiz var ve bu destekler hakkında tüm üyelerimizi bilgilendirme ve yönlendirmeye hazır, herkes yararlanmalıdır diye düşünüyorum.”dedi.
20. Meslek Komitesi (Petrol Ürünleri Toptan ve Perakende Ticareti) üyesi Yıldıray Çakar: “ Petrol fiyatları 2000'li yıllarda varil başına 28 dolar iken bugün varil fiyatı 124 dolara yükselmiş durumda. Bugün Mısır'da başlayan yangın Ortadoğu'yu sarmış durumda Libya'da bu yangının ortasında bu olumsuzluklar Petrol ve türevlerini dışarıya bağımlı ülkeleri olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Petrol fiyatlarının yüksek olması ülkedeki kaçak ürünler satanlara bayram yaptırmakta. Tabii devlet de vergi alacağı olarak akaryakıta yüklenince akıl almaz rakamlarla fiyatlar yukarıya doğru tırmanmakta. Bütün bu olumsuzluklar yollarda pıtırak gibi patlayan yağ satış noktalarının üremesine ve kaçakçılığa yol açmaktadır. Yollarda 10 numara yağ adı altında satılan yağlara ve bu haksız rekabete nede mani olunmuyor devletin en büyük vergiyi aldığı sektörün zarar görmesine neden sessiz kalınıyor bir an önce çözülmesini bekliyoruz” dedi.
22. Meslek Komitesi ( Otomotiv ve Otomotiv Yan Sanayi İmalatçıları)Üyesi Hüseyin Odabaşı: “22. Meslek komitesi otomotiv ana sanayi firmalarını yanı sıra, yan sanayi firmalarını da bünyesinde barındırıyor. Hepimizin bildiği gibi ülkemiz otomotivde bir üretim üssüne dönüşmüş durumda sektörün ülke ekonomisindeki önemli ağırlığı nedeniyle hükümet kanadından da yakından takip ediliyor. Vergi ödeyenlerin ödüllendirilmesi de gerekmektedir. Vergi indirimi gibi bir uygulama yapılabilir.”dedi.
24. Meslek Komitesi (Konfeksiyon, Tekstil ve Deri Ürünleri İmalatçıları) Üyesi Mustafa Kösemusul: “İş sağlığı, iş güvenliği ve çevre kanunu çerçevesinde işletmelerde doktor, İSG Uzmanı ve çevre mühendisi çalıştırma zorunluluğu getirildi. Bu doğrultuda çevre adına danışmanlık almak istedik. Biz yok bizde kendimizi oluşturmaya çalıştık. Bu doğrultuda çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.
18. Meslek Komitesi (Grup-Mimarlık, Müh. Faaliyetleri ve İnşaat Taahhüt İşleri) Üyesi Süleyman Baş: “ En fazla sıkıntısı olan meslek grubuyuz. En önemli konumuz kalifiye eleman iş gücü sıkıntısı. İnşaat sektöründeki ham madde ve malzemelere gelen fiyat artışları dünya piyasası ile kıyaslayınca fazla bu da sektörü çok zor duruma düşürüyor, hem alıcı hem de satıcı açısından sıkıntı emlak piyasasını da etkiliyor.
İlimizde imar alanları üzerindeki %40 uygulaması imara yeni açılan bölgelere uygulanmalı, eski yerleşim alanlarında bu uygulama anlamsız. Binalar arasında görüntü anlamında da hoş olmuyor. 2 kat artırımı konusunda yerel yönetimler direnç gösteriyor ancak deprem olsa çok katlı binalar arasındaki bu iki katlı binalar zarar görür bu da düşünülmeli. Teknolojik olarak uygulanabildiği takdirde kat sınırlamasına gerek yok. Eğer olması gerekiyorsa da 3 kat sınırlaması olmalı. İlimiz yatay genişleme gösteren bir il, merkezde yerleşim alanları kalmadı ya da çok az tarım alanlarına doğru bir yönelme var tarım alanlarımızı korumalıyız.” dedi.
ÇARK HABER