20 Aralık 2011 Salı

"Perakende yasası çıkmaz'

Türkiye Perakendeciler Federasyonu eski Başkanı Şeref Songör, Türkiye'de perakende sektörünün 90'lı yıllarda organize olduğunu, bazı markaların bu süreci iyi değerlendiremeyip kaybolduğunu söyledi.
seref_songor_gorselKartepe Perakende Zirvesi'nde Celal Toprak yönetiminde CHP İzmir Milletvekili M. Ali Susam, Bağımsız İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Eski Rize Milletvekili Ali Bayramoğlu, Türkiye Perakendeciler Federasyonu eski Başkanı Şeref Songör ve perakendenin önemli isimlerinden Servet Topaloğlu sektörün geleceğini tartıştı. Bugün Gazetesi’nin haberine gore, perakende yasasına ilişkin görüşlerin belirtildiği panelde Şeref Songör, Türkiye'de perakende sektörünün 90'lı yıllarda organize olduğunu, bazı markaların bu süreci iyi değerlendiremeyip kaybolduğunu söyledi.
Yasa herkes için şart
Uluslararası perakende firmalarının Türkiye'ye gelişiyle birlikte haksız rekabet ve kayıtdışı istihdamın ortaya çıktığını kaydeden Songör, "Haksız rekabet ve düzensizliği engellemek için perakende yasasına olan ihtiyaç böylece daha belirgin hale geldi.
Kendi mağazalarımızın marka değerini yitirmeden rekabete kurallar koymak ve istihdam ettiğimiz insanların haklarını gözetmek için böyle bir yasa gerekiyor" dedi. Songör şöyle devam etti: "Ben yasayı bu hükümetin çıkaracağına inanmıyorum; Öncekiler de çıkarmadı. Bizim işimize yaramayacağı zaman, önümüzü kesecekken çıkar. Biz güçlenince kendileri yasa çıkarmak için bize gelecekler. Teşebbüs etmeden beklemekle hiçbir şey olmaz."

30 Kasım 2011 Çarşamba

Perakendeciler acilen yasalarını istiyor

Her yasama döneminde, gündeme getirilen ve perakende sektörünün birikmiş sorunlarını çözmesi umulan AVM'ler sorunu, CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ile MHP İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun verdikleri iki aynı yasa teklifi ile yeniden TBMM'nin gündemine taşındı.
mehmet_ali_susam2Tanrıkulu, alışveriş merkezlerinin, esnaf ve sanatkarların ekonomik yapısını bozduğunu, sektörün adil, tarafsız ve ülke menfaatlerine uygun bir çözüm beklediğini belirtirken; Susam, hipermarketlerin, küçük firmalara karşı yarattıkları haksız rekabetin önüne geçilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.
Bu konuda, hükümetin uzun uğraş ve vaatlerden sonra oluşturabildiği yasa tasarısı taslağı Başbakanlığa kadar ulaşabildi fakat bir türlü "son şekli verilip" 23. Dönem TBMM’ye sunulamadı. Milletvekillerince hazırlanan yasa teklifleri de TBMM’de dikkate alınmadı.
TBMM'nin 24. döneminde hükümet sessizliğini korurken, muhalefet milletvekilleri "sanslarını" bir kere daha deniyorlar. CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ile MHP İzmir Milletvekili ve eski Sanayi vc Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu, verdikleri iki aynı yasa teklifi ile AVM'ler sorununu yeniden TBMM'nin gündemine taşıdılar.
Tanrıkulu, 20 maddelik "Perakende Ticaret, Alışveriş Merkezleri ve Büyük Mağazalar ile Esnaf ve Sanatkârlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Teklifini; Susam da yine 20 maddeden oluşan "Perakende Ticaret ile Esnaf ve Sanatkârlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Teklifini "yenileyerek" TBMM Baskanlığı'na sundular.
Her iki teklifin "yasalasabilmesi" ancak hükümetin isteğine ve dolayısıyla AKP TBMM Grubu'nun desteğine bağlı.
Bakan Hayati Yazıcı'nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki vaadine bakılırsa, perakende sektörü bu dönem yasasına kavuşabilecek.
Perakende sektörü de esnaf ve sanatkârı koruyacak, adil ve dengeli bir rekabet ortamı yaratacak, AVM ve zincir mağazacılığın "denetimsiz" ve "kuralsız" yayılmasını "disipline edecek etkili bir yasa istiyor.
TPF ve Ankara PERDER’in ortak görüşü
Sektör birkaç firmanın tekelinden kurtarılmalı, geniş kitlelere hitap eden bir yasa istiyoruz. Yerel perakendeciler olarak, pazar yünleri marketlerin kapanması taraftarıyız. Hem sektörün geleceği, hem de çalışanların daha sosyal bir hayatı olması için bunu istiyoruz. Diğer taraftan, haftanın 7 günü çalışan bir sektör olarak kalifiye personel bulmakta zorlanıyoruz. Pazar günleri yapılacak uygulamanın sonucunda bakkallarımızda rahat bir nefes alacak, diye düşünüyoruz. Sorunu birçok yönden ele alabiliriz: Her ne kadar AVM'ler pazar günleri kapanmaya karsı bile olsalar, TPF olarak bizler bu konuda sonuna kadar ısrarcı olacağız. Aynı bölgede market açılmasının dd ününe geçilmeli. Bazı perdkerıdecilere sağlanan avantajlar ya tüm perakendecilere de sağlanmalı ya da rekabet ortamında kimseye sağlanmamak Türkiye perakendeciliği birkaç firmanın tekelinde olmamalı. Sektörün yabancı oyuncuları, yasasızlık nedeniyle rekabet kurallarının dışına cıkarakgûcleriııegüc katıyorlar. Bizler Türk perakendeciler olarak perakendeciliği esit şartlarda yapmak ve bu ülkeyi daha ileri seviyeye cıkarmakarzusundayız. Perakende yasası yibi AVM'leriıı de bir yasası olmalı. AVM tasarılarının yasalasamamasının birçok sebebi var. Ancdk, esds sebebi ydsa tasalısının içinde gizli. Yasa çıktığı takdirde sektöre bir disiplin gelecek; hem perakendeci, hem tüketici, en Önemlisi de Türkiye kazanacak. Perakende dünyada gelişen ve parlayan bir yıldız.
TESK Başkanı Bendevi Palandöken
Yasanın çıkarılması büyük sermayenin etkisiyle erteleniyor. 12 yıldır AVM'lerle ilgili bir yasa çıkarılması için uğraşıyoruz. Bizim istediğimiz düzenleme ile MHP İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun yasa leklifi paralellik gösteriyor. Yalnız, yasa teklifinin gerekçesinde AVM'lerin sayısı 180, zincir ve süperırıarkel sayısı yaklaşık 8 bin olarak verilmiş. Su anda AVM sayısı 278; bu rakamın yılsonunda 291 olacağı belirtiliyor. Zincir ve sûpemıaıkel sayısı da 11 bin 588 mağazaya ulaşmış durumda. Yılbaşında 4 büyük market zincirinin mağaza payı yüzde 34 iken Eylül 2011'de bu oran yüzde 59'a ulaşmış durumda. Yani piyasa hızla doluyor, yasanın çıkması çok gecikti.


Bir AVM 200 esnafı yok ediyor

Dev marketlerin yaşama geçmesiyle birlikte sayıları 6 milyondan 2.5 milyona kadar inen küçük esnaf kendilerini bitkisel hayattan kurtaracak Perakende Yasası'nın çıkmasını bekliyor.
faik_yilmaz_avmBu konuda Başbakan Erdoğan'a seslenip, "Perakende Yasası çıkmazsa daha bir çok esnaf dev marketlere yem olacak. Yasa mutlaka çıkarılmalı"diye istekte bulundu. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği(İSTESOB) Başkanı Faik Yılmaz ise Perakende Yasası'nın çıkmasının günümüz koşullarında şart olduğunu belirtip, "Özellikle büyük şehirlerde bir AVM açıldığı zaman yaklaşık 200 esnafı eritip bitiriyor. Bitkisel hayata sokup acil servislik yapıyor. Marketlerin yanındaki esnaf kuruyup yok oluyor. Bu esnafın başmdada bakkal, manav ve kasaplar geliyor" dedi.
Yılmaz, "Esnafı bitiren marketler arka arkaya kuruluyor. Sayıları arttıkça siftah yapamayan esnaf sayısı da artıyor. Hükümet artık esnafı rahatlatacak ona nefes aldıracak kararlar almalıdır"diye istekte bulundu Türkiye'de yaklaşık 2.5 milyon esnafın bulunduğunu belirten Yılmaz, "Bunun yaklaşık 1.5 milyonu dev marketlerin alışveriş alanında. Böyle giderse küçük esnaf kalmayacak. Biz dev marketlerin kapanmasını değil küçük esnafın yaşamasını istiyoruz. Çünkü bu şartlarda yaşaması zor"dedi.

5 Ekim 2011 Çarşamba

Can çekişen bakkallara Bakkalım A.Ş hayat veriyor

Yazdır E-posta
Bakkalların Kurtuluşu' ile ilgili haberin Akşam Gazetesi’nde yayınlanmasının ardından birçok oda başkanının kendisini aradığını da ifade eden Oda Başkanı Başaran Maraba, "Çok sayıda ilde bu çalışmanın uygulanması düşünülüyor.
akcam_gida-trabzon_bakkal_odaProjenin ülke genelinde hayata geçmesi ile bakkalların cirosu artacak, binlerce insan işsiz kalmaktan kurtulacak. Bu sayede üçüncü aşama olan Üst Alım Merkezi'ni kurmak daha kolay olacak" dedi.
Süper marketlere karşı can çekişen bakkallara hayat veren Bakkalım A.Ş., üçüncü aşamada çok daha büyük düşünüyor.
Trabzonlu kahraman bakkallar süper marketlere karşı birleşip meydan okuyor. Trabzon Bakkallar ve Sebzeciler Esnaf Odası Başkanı Başaran Maraba ise hedefi büyütüp, "Şu anda sadece Trabzon'daki bakkallara toptan mal alıyoruz. Ama bunu ülke genelinde bir merkezde toplarsak fiyatlar çok daha aşağılara düşecek, bunun için Üst Alım Merkezi kurmayı planlıyoruz" dedi.
Bakkalım AŞ. ve Bizim Bakkal projelerinin ülke çapında ilgi gördüğüne de dikkat çeken Maraba, "Bursa, Adana, İzmir, İnegöl, Adapazarı, Eskişehir, Ankara ve Bolu odalarında bu projeler start aldı" dedi.
Federasyondan destek
Dev marketlerle rekabet edemeyip bir bir kapanan bakkallara ucuz ürün temin etmek için ilk önce Bakkalım A.Ş.'yi kuran Trabzon Bakkallar ve Sebzeciler Esnaf Odası, ikinci aşamada bu bakkalları modern bir görünüme kavuşturmak ve tabela-fiyat birlikteliği oluşturmak için Bizim Bakkal projesini geliştirmişti. Maraba, "Türkiye Bakkallar Federasyonu bize öncü olsa kısa sürede bunu başarabiliriz. Ama onlardan ne yazık ki şu ana kadar destek göremedik" dedi.

Niğde’de bakkallar tarih oluyor


Türk mahalle yaşamının en önemli unsuru bakkallar yavaş yavaş tarih oluyor. Son 1 yıl içerisinde Niğde'de 110 bakkalın kapandığı, sadece 10 bakkalın açıldığı öğrenildi.

nigde_bakkallar_odasiAydınlık'a konuşan Niğde Bakkallar Odası Başkanı Şinasi Göktepe, tüm Türkiye'de olduğu gibi Niğde'de de her mahallede sokak aralarında süpermarketlerin açılmasından yakındı. Göktepe, "Süreç bu şekilde devam ederse, mahalle kültürümüzün en önemli sembolü olan bakkalları, gelecek nesiller ancak ve ancak nostaljik Türk filmlerinden öğrenecek" dedi. Veresiye alışverişin bakkallığın en önemli noktalarından biri olduğuna dikkat çeken Şinasi Göktepe, "Tabiri caizse yüzde O'dan verdiğimiz kredilere karşın, süpermarketler peşin satış yaparak kazanırken, bizlerse artık toplanamaz düzeye gelmiş ağır veresiye yükü altında can çekişiyoruz! Bugün trilyonları geçen veresiyeye karşın, bakkal ürünü peşin almak zorunda kalıyor" diye konuştu.

'Markette para, bakkalda sevgi...' Bakkalların toplumun kilometre taşlarından biri olduğunu vurgulayan Göktepe, sözlerine şöyle devam etti: "Bugün hangi bakkala giderseniz gidin, o bakkalımızda en az 5 mahallelinin evinin anahtarı vardır. Her bakkalımız istisnasız sizin ihtiyacınız olan ekmeği, eğer paranız yoksa veresiye verir. Neden mi; çünkü marketler aslında çağımızın makineleşme ve otomasyon sisteminin mahalleye dayatılmasıdır. Markette size karşı gösterilen saygı ve sevgi kasiyerin sizden para almasından ibaretken, bakkalda size duyulan sevgi ve saygı insani boyuttadır."

'140 bin bakkal yasa bekliyor'

Şinasi Göktepe, "Bakkalına sahip çık" kampanyası başlattıklarını ifade etti. Göktepe, Aydınlık aracılığıyla yetkililere seslendi:

"Esnafımız ne Bağ-Kur'unu yatırabiliyor, ne de işyeri giderlerini karşılayabiliyor! Son 1 yıl içerisinde Niğde'de 110 bakkal kapandı. Buna karşın 10 bakkal dükkanı açıldı. Bu durum tüm yurtta aynı, bakkallar can çekişiyor. Türkiye genelinde 140 bini aşan bakkal, dört gözle TBMM'nin çıkaracağı bu yasayı ve bunu uygulayacak hükümeti beklemektedir."

23 Eylül 2011 Cuma

'Bakkal Amca' kızgın

Bakkallar Odası’ndan yerel yöneticilere ‘Market ayrıcalığı’ tepkisi
muhammed_nuri_ors2Marketler Yasası'nın çıkması için başlatılan imza kampanyasına öncülük eden Bursa Bakkallar Odası Başkanı Muhammed Nuri Örs, süper marketlere ayrıcalık tanıyan yerel yönetimlere tepki göstererek, "Sabrımız taşmak üzere, esnaf ekmeğini kaybediyor. Birçok büyük marketin şu anda ruhsatı yok" dedi.
Bursa Bakkallar Odası, yeni yasama yılında "Hiper-Süper Marketler, çok amaçlı alışveriş merkezleri, Büyük Mağazalar Yasa Tasarısı Taslağı"nın hazırlanarak, TBMM'den geçmesi için ülke genelinde imza kampanyası başlattı.
2 hafta önce başlatılan kampanyaya Bursalı bakkalların yoğun ilgi gösterdiğini belirten Bursa Bakkallar Odası Başkanı Muhammed Nuri Örs, esnafa desteğin arttığını söyledi. "Biz güç sergilemek zorundayız" diyen Örs, şunları kaydetti: "Vergimizi veriyorsak, haklarımızı istemek zorundayız, almak durumundayız. 10 Ekim'e kadar toplanacak imzaları TBMM Başkanı ile Ticaret ve Sanayi Bakanı'na bırakacağız.
Biz büyük marketlerin Avrupa'daki gibi olmasını istiyoruz, belli saatlerde çalışmalarını ve pazar günleri kapalı olmasını istiyoruz. Eşit şartlarda rekabet etmek istiyoruz. Birileri modem hırsızlık yapıyor. Yerel yönetimler çok büyük yanlışlıklar yapıyor. Sabrımız taşmak üzere, esnaf ekmeğini kaybediyor. Birçok büyük marketin şu anda ruhsatı yok.
Belediye zabıtalarının bu konuda çalışma yapmalarını istiyoruz. Yerel yönetimler burada sıkıntılı."
Bakkalım A.Ş’den yeni şubeler
Örs, Bursa Bakkalım A.Ş. Projesi kapsamında yılbaşına kadar Bursa'daki tüm üye bakkallarını aynı tip tabela kullanacağını ifade ederek, şöyle devam etti: "5 Mart'ta açılışını yaptığımız şirketimizde çok büyük mesafe kat ettik.
Ciromuzu ve ortak sayımızı arttırdık. Şu anda 2 bin 600 çeşit ürün satıyoruz. En kısa zaman da tekel sigarayı da ürünlerimiz arasına ekleyeceğiz. Daha fazla yaygınlaşıp, ciromuzu artırmayı ve Nilüfer ve Osmangazi'ye 2 yeni şube açmayı planlıyoruz. Araçlarımız telefonla sipariş alıyor, en kısa zamanda da satış elemanı çıkaracağız. Üyelerimizin ayağına gideceğiz. Bakkal değişmeli, bakkal artık sinekli bakkal değil, iş adamı olmalı. Sisteme ayak uyduranlar, mutlaka ayakta kalacaklardır."

6 Eylül 2011 Salı

Hipermarketlere İzmir’den zehir zemberek açıklama geldi

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, hipermarketlerin sanayici ve tedarikçiye sözleşme dışı fatura dayattığını, bu konuda açılan davaların sayısının hızla arttığını belirterek, "Yanlış davranıştan dönülmezse biz de dava açan üyemizin yanında yer alarak radikal önlemler almak durumunda kalacağız" dedi. ekres_demirtasDemirtaş, hipermarketlerle tedarikçi firmalar arasında geçmişten bu yana çeşitli anlaşmazlıklar yaşandığını, ancak son dönemde mahkemelere yansıyan anlaşmazlık sayısında önemli bir artış olduğunu söyledi. Hipermarketlerin de oda üyesi olduğunu, tüm üyelere eşit yaklaşım içinde bulunduklannı, bugüne kadar yaşanan anlaşmazlıklara çözüm üretmeye gayret ettiklerini belirten Demirtaş, son dönemde ticari ahlaka uymayan davranışların bu konuda kendilerini tavır almaya zorladığını ifade etti. Demirtaş, şöyle konuştu:
"Ticari ahlaka uymayan davranışlardan bıktık, artık bıçak kemiğe dayandı. Sanayiciyi maliyetler, pazar ve rekabet koşullan zaten zorluyor. Bir de hipermarketlerin çok fazla iskonto istemesi, sözleşme dışı faturalar kesmesi mal veren sanayicinin bırakın kar etmesini maliyetinin altına satmasına neden oluyor."

2 Ağustos 2011 Salı

"Bakkalı 'öldüren' hipermarketler değil, indirim mağazalarıdır"

Zincir Mağazaların Zararları Notu: Her ikiside ciddi olarak üreticiye zarar veriyor.


Metro Toptancı Market Genel Müdürü Kubilay Özerkan, perakende sektörünün "Hipermarket Yasası"nı merakla beklediğini belirterek, "Bu yasada, tüketici lehine olacak her türlü düzenlemeye hazırız. Ancak, bakkalların korunması için hipermarketlere değil, bakkalla aynı sokakta olup, aynı ürün grubunu satan indirim marketlerine dikkat edilmeli" dedi.


Özerkan, bir etkinliğe katılmak üzere geldiği Mersin’de A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, 70 milyon nüfus ve 29,2 olan yaş ortalaması ve son dönemlerde yakaladığı ekonomik istikrar ile 2014’te yıllık toplam hacmi 250 milyar dolar olması beklenen perakende sektöründe önemli roller üstlenebileceğini söyledi.


Avrupa ve Amerika’nın ekonomik krizlerle uğraştığı bu dönemde Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Özerkan, "Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 11 büyüyen ülkemiz, aynı dönemde yüzde 9,7 büyüyen Çin’i bile geride bıraktı. Türkiye, bundan sonra atacağı doğru adımlarla bir çok sektörde merkez konumuna yükselip altın yıllarını yaşayabilir" diye konuştu.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli’nin, "fazla harcamayın" uyarısının farklı biçimlerde yorumlanabileceğini ifade eden Özerkan, şöyle devam etti: "Ekonominin çok basit bir kuralı vardır. Harcamanın olmadığı yerde ekonominin devamı mümkün olmaz. Durumunuz ne olursa olsun belirli bir tüketim olmalı ki para dönsün. 2008’de yaşanan ekonomik kriz tüm dünyada parayı daha değerli bir hale getirdi. Şahıslar da, şirketler de, yatırımcılar da paranın değerini daha iyi anladı. Burada en hassas noktanın gelir ve giderin dengelenmesi hususu olduğunu düşünüyorum. Eğer açıklamalar bu yönde ise bunu ’aşikarın ifşası’ olarak değerlendirmek gerekir."
"BAKKALLARIN SAYISI AZALABİLİR, AMA ASLA TAMAMEN BİTMEZ"
Özerkan, yıllar önce büyük marketler açıldığında insanların kafasında "Bakkallar artık ayakta kalamaz" düşüncesinin yerleştiğini, ancak bunun sağlam bir temeli olmadığını söyledi.


Kredi kartı ile satışı bakkalın 30 yıl önce veresiye defteri ile yaptığına dikkati çeken Özerkan, "İnternetten sipariş yokken bakkalın çırağı kapımıza kadar geliyordu. Bakkallar, bir mahallenin yapısını, damak tadını en iyi bilendir. Hiçbir indirim mağazası mahalleliyi bakkal kadar yakından bilemez. İşte bu noktalarda bakkallar kendi içlerinde bir dönüşüm yaşar ve bu avantajlarını kullanmayı başarabilirlerse o zaman ayakta kalmanın en büyük yolunu öğrenmiş olurlar" dedi.


Çıkarılması planlanan "Hipermarket Yasası"nın doğru şekilde konumlandırılması halinde bakkalların nefes alabileceğini savunan Özerkan, şöyle devam etti: "Hipermarkat yasası gelecek, bakkalların sorunları çözülecek diye bir şey yok. Öncelikle sorunun altını doğru çizelim. Bakkalı ’öldüren’ birisi varsa bu hipermarketler değil, indirim mağazalarıdır. Hipermarketler 10 bin metre kare alana kurulmuş, 40 bin ürün satan yerlerdir. Bu ürünlerin içinde masa da var, çivi de var, balık da var. Bu kadar büyük alanda böyle farklı ürünleri satanlar bakkalların rakibi olamaz.


Bakkal sütlü mamul satar, şarküteri ürünleri ve kuru gıda satar. Bunun dışında temel olarak alkollü ve gazlı içecekler ile sigara satar. Bu ürünleri, bakkalların hemen bir kaç cadde ötesinde ya da aynı sokak içerisinde satanlar kim onlara bakmak lazım. Biz, tüketici lehine olacak her türlü yasaya hazırız. Ancak bakkalların korunması için hipermarketlere değil, bakkalla aynı sokakta olup, aynı ürün grubunu satan indirim marketlerine dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyoruz."
PERAKENDE LİDERİ WALMART’IN TÜRKİYE’YE GELECEĞİ SÖYLENTİSİ
Dünyanın perakende sektöründe açık ara lideri konumundaki Walmart’ın Türkiye piyasasına gireceği söylentilerini kendilerin de takip ettiğini belirten Özerkan, Metro Grubu olarak rekabetten hiç bir zaman kaçmayacaklarını söyledi.


Türkiye’de 21’inci yıllarını doldurduklarına anımsatan Özerkan, "Artık burayı öğrendik. Türkiye’de kemikleşmiş bir yapımız var. Rakiplerimizle her alanda rekabete hazırız. Ancak şu iyi bilinmeli ki, bir markanın ya da firmanın dünyanın en büyüğü olması, gittiği her ülkede başarı sağlayacağı, rakiplerini silip süpüreceği anlamına gelmez. Kaldı ki Walmart bizim direk rakibimiz değil.


Biz profesyonellere hizmet veriyoruz" şeklinde konuştu.


Her geçen gün şartların değiştiğini ve bu değişimden herkesin payını alacağını vurgulayan Özerkan, şunları kaydetti: "Önümüzdeki süreçte bir takım değişiklikler olacağı aşikar. Biz tüm seçenekleri masaya yatırdık ve atacağımız adımları belirledik. Gelecekte farklı kanallarla, farklı müşteri kitlelerine ulaşabiliriz. Belki bu ulaşım Metro’nun şuan ki yapısından da farklı olabilir. Bu konuda bir şey söyleyemeyiz. Farklı formatlarda çalışmamız gerekiyorsa elbette ki bunu da yapacağız. Bugün itibariyle açık ve net olan tek bir şey var o da grubumuzun agresif büyümeye devam edeceği." Özerkan, ayrıca, son dönemde yaşanan "kriz geliyor" uyarıları ve döviz dalgalanmalarına rağmen hedeflerinde bir sapma olmadığını, 2011 sonuna kadar 4 mağaza daha açarak hedeflerini gerçekleştireceklerini söyledi

Elektrikçi, kaportacı, camcı ve motorcu bir araya gelmişler,ortaklaşa araba tamir ediliyor

Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (EDESOB) Başkanı Emin İnağ, küçük esnafın büyük marketlerden zarar görmemesi için Ticaret ve Sanayi Bakanlığı tarafından 'esnafın kümeleşmesi" kararı alındığını belirtti.

Inağ: "Esnaf olarak bazı konularda zayıfız"


Esnafın büyük marketlerden etkilenmemesi için biraraya gelmesi gerektiğini ifade eden Emin İnağ, "Büyük alışveriş mağazalarının olduğu yerde esnaf da bitiyor. Bu bir gerçek. Ama çözüm için esnafın bir araya gelmesi gerekir. Edirne'de bunun bir örneği yaşanıyor. Elektrikçi, kaportacı, camcı ve motorcu bir araya gelmişler. Sigorta şirketleri ile anlaşmışlar. Aralarından kaportacıyı yetkili seçmişler. Kaportacı arabanın ne arızası varsa alıyor. Sonra ortaklaşa araba tamir ediliyor. Servislerden yarı fiyata yapılıyorve de araba yıkanarak teslim ediliyor. Ufak tefek işleri varsa onlar da yapılıyor ve para alınmıyor. Diğer iş kolları ile ilgili de konfederasyonun bazı projeleri var. Mesela örnek kasap veya bakkal dükkanı. Birkaç lokantayı birleştirmeye çalışıyoruz. Mesela Bursa'da 100 bakkal bir araya geldi. Günbak diye bir şirket açtılar. Şimdi bu örnek gözleniyor. Biz esnaflar bazı konularda zayıfız. Biz işletme bilmiyoruz. Bunu başarabilir miyiz, bilemiyoruz. Buna federasyonlar önderlik edecek" dedi.

19 Temmuz 2011 Salı

Üretici ile Zincir market fiyat farkı yüzde 317 İnanılmaz soygun.




Üretici ile market fiyatları arasındaki uçurumun giderek derinleştiğini söyleyen Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, "Bu oran yaş sebze-meyvede yüzde 317.5, kurutulmuş üründe yüzde 236.7, baklagillerde yüzde 250.2, pirinçte yüzde 193.4, hayvansal ürünlerde yüzde 265.2lere çıktı" diye konuştu.
İthalattan sonuç alınamadı
Geçen Ramazan litresi 73 kuruş olan sütün üretici çıkış fiyatı bu yıl yüzde 14.4 azalarak 63 kuruşa geriledi. Ancak sütün market fiyatı 2.11 TL'den yüzde 3.2 artarak 2.28 TL'ye çıktı.
'Fırsatçılık yapma' çağrısı
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar'dan 'Ramazan fırsatçılığı yapmayın' çağrısı geldi. Tüketicilerin yeterli ve güvenilir gıdaya uygun fiyatla ulaşmasının sağlanmasını isteyen Bayraktar, gıdaya zam geleceği, ürünlerin Ramazan'da zamlanacağı haberlerinin fırsatçılara zemin hazırladığına dikkat çekti. Şemsi Bayraktar, halkın mağdur edilmemesi için spekülatörlere fırsat verilmemesi gerektiğini vurguladı.
İndirim markete uğramadı
Piyasanın canlanması için Ramazan'ı bekleyen esnafın zan altında bırakılmamasını isteyen Bayraktar, son 15 günde üreticide et fiyatlarının değişmemesine karşın marketlerde dana etinin yüzde 0.5, kuzu etinin yüzde 2 artış gösterdiğini belirtti. Üretici f, fiyatlarındaki düşüşün marketlere yansımadığını kaydeden Bayraktar, dün Ankara'da düzenlediği toplantıda Raazan ayından önce üretici, hal, pazar ve market fiyatlarını açıkladı.
Üreticiler ucuza sattı
Şemsi Bayraktar, "15 günde, marketlerdeki 11 ürünün fiyatı değişmedi, 13 ürün azaldı, 7 ürün zamlandı. 17 ürünün üretici fiyatı aynı kaldı, 9 ürün azaldı, 3 ürün arttı. Karpuz, sivri biber, fındık, dana ve kuzu etinde üretici fiyatı değişmedi, market fiyatı arttı. Çilekte üretici fiyatı düşerken, market fiyatı arttı. Soğan, salatalık, karpuz, kavun, armut, yeşil fasulyede ise marketlerdeki fiyat düşüşü üreticiden daha az oldu" dedi.
Fiyat uçurumu derinleşiyor
Üretici ve market arasındaki farkın yüzde 317'lere ulaştığının altını çizen Bayraktar, "Oran yaş sebze-meyvede yüzde 317.5, kurutulmuş üründe yüzde 236.7, baklagillerde yüzde 250.2, pirinçte yüzde 193.4, hayvansal ürünlerde yüzde 265.2'lere çıktı. Üretici market fiyat farkının en fazla olduğu ilk 5 ürün yüzde 317.1 ile domates, yüzde 298 ile sivri biber, yüzde 291.3 ile salatalık, yüzde 265.2 ile süt, yüzde 240.2 ile kuru fasulye oldu" dedi.
Et ithalatı işe yaramadı
Kuru üzüm, kuru kayısı ve fındık gibi kurutulmuş ürünlerin fiyatı geçen Ramazan'a göre yüzde 15 arttı. Geçen Ramazan üretici dana etinin kilosunu 15.92 TL'ye satarken fiyat bu yıl yüzde 12.6 azalarak 13.92 TL'ye indi.
Perakende fiyatı ise sadece yüzde 4.5 azalarak 26.92 TL'den 25.71 TL'ye geriledi. Kuzu etinin geçen Ramazan kilosu 20.19 TL olan üretici satış fiyatı yüzde 6.2 artarak 21.44 TL'ye çıkarken, 30.28 TL olan market fiyatı yüzde 7.6 artarak 32.58 TL'ye çıktı.
Seçilmiş Ürünlerde 14 Temmuz 2011 Tarihi İtibarıyla Ortalama Üretici, Hal, Pazar ve Market Fiyatları(TL/Kg)



Not: Veriler Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin illerinden derlenen ortalama fiyatlardır.
Pirinç, kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları Gimat toptan satış fiyatlarıdır.
Pirinç üretici fiyatları serbest piyasa fiyatıdır.
Fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır.
Kuru fasulye , yeşil mercimek ve nohut üretici fiyatı üretici fiyatları sezon ortalamasıdır. Kırmızı mercimek 2011 sezonuna aittir.
Dana eti ve kuzu eti serbest piyasa fiyatıdır

30 Haziran 2011 Perşembe

Aesob Başkanı Sevimçok'dan Zincir Marketlere Eleştiri Açıklaması

Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Abdullah Sevimçok, farklı ürünlerin birarada sunulduğu zincir marketlerin, küçük esnafa zarar verdiğini belirtti.
Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Abdullah Sevimçok, farklı ürünlerin birarada sunulduğu zincir marketlerin, küçük esnafa zarar verdiğini belirterek, "Ticaretin de bir kültür, bir adabı vardır. Bunlar, bu adaptan da yoksun" dedi. AESOB Başkanı Abdullah Sevimçok yaptığı açıklamada, artık her mahallede bir zincir mağaza ya da alışveriş merkezinin (Avm) bulunduğunu bildirdi. Mahalle arasında küçük bir dükkanda faaliyete geçen mağazaların, bisikletten, gıda maddesine, güneş gözlüğünden, temizlik malzemesine kadar her türlü ürünü bulundurduğunu belirten Sevimçok, "Ticaretin de bir kültürü bir adabı vardır. Bunlar bu adaptan da yoksun" dedi.

Sevimçok, cep market olarak nitelediği zincir mağazalarda ve Avm'lerde satışa sunulan ürünlerin çeşitliliğine dikkati çekerek, şunları söyledi: "3 liraya güneş gözlüğü, 12 liraya kıyma satılıyor. Et 26 lira. Nasıl oluyor da 12 liraya kıyma satılıyor. 3-5 liraya satılan güneş gözlüklerinin insanların gözlerini ciddi derecede bozduğu söyleniyor. Halkımızın bu tür ürünleri alırken çok dikkatli olması, ucuz ürün alıp, sağlıkları ile oynamamaları gerekir. "

Sevimçok, "Küçük esnaf, sicilinde kayıtlı olduğu mesleğinin dışında bir iş yapamazken, bu zincir mağazaların özelliği ne ki, istediklerini satıyorlar" dedi. Esnaf ve sanatkarın, ekonominin temelini oluşturduğunu ifade eden Sevimçok, Türk halkının müşterisine, 'Ben siftah yaptım, siz yandaki meslektaşıma gidin' diyen bir kültürden geldiğini söyledi. Sevimçok, Avm ve zincir marketlerin küçük esnafı her geçen gün yok ettiğini savunarak, bu duruma çözüm bulunması gerektiğini bildirdi.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Savaş Değil Bakkal İsyanı


İngiltere’nin Bristol kentinde halk bir süpermarket zincirinin açacağı yeni mağazaya karşı ayaklandı 
30 Nisan 2011/MİLLİYET
DIŞ HABERLER SERVİSİ 
İngiltere’nin Briston kentinde yaşayanlar dünyanın en büyük süper market zincirlerinden Tesco Express’in kentlerinde 18’inci şubesini açmasına sinirlenince sokaklar savaş alanına döndü. Bristol’de süpermarket zincirinin yeni mağazasına ilk protesto geçen hafta başında yapılmıştı. Mağaza bunun üzerine açılışı şimdilik askıya aldıklarını açıkladı ama halk tatmin olmadı. Yaklaşık 400 kişiden oluşan grup önceki gün yine sokağa döküldü. Polis müdahale edince durum kontrolden çıktı. Binaların çatısına çıkan protestocular polise kiremit, tuğla attı.

Sabaha kadar çatışma
Polis ve göstericiler arasındaki taşlı sopalı kavga sabahın 4’üne kadar devam etti. En az 5 polis yaralandı, 33 kişi de göz altına alındı. Ülke çapında 1500 şubeden oluşan büyük bir ağ kurarak her geçen gün büyüyen ve İngiltere market pazarının yüzde 30’unu elinde tutan Tesco’nun haksız rekabet ettiğini düşünen halk küçük işletmelerin korunmasını istiyor. Tesco’dan bir sözcü, market kapalı olduğu halde çıkan olayı “Mağazayı kapattık. Bir başka sorunları olmalı” şeklinde değerlendirdi.

Süpermarket zincirine karşı ayaklanan 400 kişi polisle çatışmaya girdi. Çıkan olaylarda 5 polis memuru yaralanırken, 33 kişi gözaltına alındı.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Son 6 Ayda 116 Bakkal Esnafı Mesleğini Terk Etti

Adapazarı Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası Başkanı Ahmet Akdardağan, ekonomik daralma, finansman gücünün zayıflaması ve işletme giderlerinin artması sonrasında bir çok bakkal esnafının mesleği terk etmek zorunda kaldığını söyledi.
Ulusal markaların uzantısı olan marketler zincirinin sokak aralarında bile açılması sonrasında her geçen gün bakkalın Pazar payının azaldığını belirten Akdardağan, piyasadaki ekonomik sıkıntının hala devam etmesi ile birlikte, bakkalların sıkıntısının da devam ettiğini kaydetti. Son 6 ayda 116 bakkal esnafının mesleğini terk ettiğini ifade eden Akdardağan, “Korkumuz şudur ki; bakkallık mesleğinin de kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasına girecek olmasından endişe etmekteyiz” dedi.
Bu sorunun çözülmesi için ilk olarak genel yönetimin devreye girmesi gerektiğini savunan Akdardağan, “AVM yasası ne yazık ki yıllardır yürürlüğe girmedi. Önümüzdeki seçimlerde yeni kurulacak olan hükümetten AVM Yasası'nın biran evvel yürürlüğe girmesi en büyük beklentimiz olacaktır. Anayasamızın 173'ncü maddesi'nde belirtilen, 'Devlet esnaf ve sanatkarını korumak ve kollamakla mükelleftir” cümlesini de yeni kurulacak olan hükümetimizden bekleyeceğiz. Ayrıca ustalık belgeleri Esnaf ve Sanatkarlar Birlikleri tarafından istenmesine rağmen Sanayi ve Ticaret Odaları tarafından istenmemektedir. Bu da kayıt dışı ekonomiyi fitillemektedir. Hükümetimiz bu konuda bir çalışma yapmalıdır” diye konuştu.
Yerel yöneticilerin de küçük esnafı koruma adına adımlar atması gerektiğini hatırlatan Akdardağan, “Şehrimizin büyükşehir kapsamında olduğu her kesim tarafından dile getirildiği halde hala işyerleri ile ilgili bir düzen ve mütabakat sağlanmadığı görünmektedir. Ulusal mağazaların uzantısı olan zincir mağazaların sokak aralarında bile açılmasıyla birlikte park yerlerinin olmamasından ötürü şehir içi trafiğini düzensiz bir hale getirmekte, hem de küçük esnafı zora düşürmektedir. Bu çarpık düzen, gelişi güzel ve orantısız işyerlerinin açılmasının mevcut olan esnafımıza zarar verdiği gibi şehir planlamasında da düzensizliğe neden olduğunu görüyoruz. Genel siyaset politakımızın içerisinde ve yerel yöneticilerimizin de bu anlamda esnaf kriterlerini beliryelip her önüne gelene işyeri açma ruhsatı vermemelidir. Bu konuda yetkililerden gerekli olan çalışmaları yapmalarını sabırsızlıkla beklemekteyiz” dedi.

23 Mart 2011 Çarşamba

"Maalesef ticaret, kuralları içinde yapılmıyor"

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, beyaz eşya sektöründe zincir mağazaların ''karalama ve aldatmaca ile ticaret yaptığının sabit olduğunu'' belirterek, bu konuda bazı ilanları bakanlığa başvurarak durduklarını, ancak sorunun kökten çözümü için ilgili tasarının bir an önce yasalaşması gerektiğini söyledi.

İZTO 30. Elektrikli ve Elektriksiz Ev Aletleri Meslek Grubu tarafından oda meclis salonunda toplantı düzenlendi. Toplantıda sektörü İZTO Meclis üyesi olarak temsil eden Metin Aztekin, bayilerin zincir mağazalar karşısında zorlandığını, haksız rekabetle karşı karşıya kaldıklarını savundu. Bazı mağazaların dürüst olmayan şekilde, insanları aldatarak çalıştığını ileri süren Aztekin, ''Sattıkları ürünlere 5-7 yıl gibi garanti veriyorlar. Üretici olmamalarına rağmen bu belgeleri veriyorlar. Üründen pahalı şekilde bu belgeleri satıyorlar. Bu mağazalar pazardan çekildiği zaman bu belgeler ne olacak? Tüketicinin elindeki o garanti belgeleri ne olacak? Bu konuda yasal girişimimizi yaptık, buradan da ihbar ediyorum'' dedi.

İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş da İzmir'de elektrikli ve elektriksiz ev aletleri meslek grubunda 775 firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün zincir mağazalarla yaşadığı önemli sorunların bulunduğunu belirtti. Bayilerin haksız rekabetle karşı karşıya olduğunu ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti: ''Maalesef ticaret, kuralları içinde yapılmıyor. Aldatmaca ve karalamalarla ticaret yapıldığı sabittir. Bir firmanın uygun olmayan ilanlarını Sanayi ve Ticaret Bakanlığına başvurarak durdurduk. Haksız rekabet yaratan, aldatıcı fiyatları içeren ilanları gördüğümüzde bu mağazaları arayarak ilanların kaldırılmasını istiyoruz. Aksi taktirde şikayet edeceğimizi söylüyoruz. Ancak ilgili yasanın iş işten geçmeden çıkarılması gerekiyor. Bakanlıkta 14'üncü tasarı var. Geçen yıl sanayi bakanı elinde tasarıyla başbakanlığa gidiyordu, ama hala çıkmadı. Hala gündemde değil'' dedi.

"BAYİLİK TEŞKİLATININ ÜRETİCİ FİRMALAR TARAFINDAN DESTEKLENMELERİ GEREK"

Beyaz eşya bayisi bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da Türkiye'de güçlü köklere sahip olan bayilerin, üretici firmaların sigortası olduğunu, bayilerin bu gücünün hipermarketler tarafından da kırılamadığını ifade etti. Üreticilerin bayilerin önemini gözardı etmemesi gerektiğini dile getiren Kocaoğlu, ''Mesleğin içinde olan bir arkadaşınız olarak son dönemde bayiliğin, bayilik sisteminin zorlandığını, herkesin eski birikimleriyle yaşam mücadelesi verdiğini, para kazanmasa da bir iki günde bu iş bırakılmaz mantığıyla, vefa duygusuyla işlerini götürdüğünü görüyoruz. Pazarda zincirler hakim oldukça, bizim gücümüz kırıldıkça üretici firmaların hipermarketlerin karşısında pazarlık gücü ve karlılıkları azalacaktır. Bayilik teşkilatının üretici firmalar tarafından özel politikalar uygulanarak mutlaka desteklemeleri gerekir'' dedi.

Beyaz eşyacının derdi zincir mağazalar / Ekonomi


İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, beyaz eşya sektöründe zincir mağazaların 'karalama ve aldatmaca ile ticaret yaptığının sabit olduğunu' iddia etti.

Beyaz eşyacının derdi zincir mağazalar
İZTO 30. Elektrikli ve Elektriksiz Ev Aletleri Meslek Grubu tarafından oda meclis salonunda toplantı düzenlendi. Toplantıda sektörü İZTO Meclis üyesi olarak temsil eden Metin Aztekin, bayilerin zincir mağazalar karşısında zorlandığını, haksız rekabetle karşı karşıya kaldıklarını savundu.

Bazı mağazaların dürüst olmayan şekilde, insanları aldatarak çalıştığını ileri süren Aztekin, “Sattıkları ürünlere 5-7 yıl gibi garanti veriyorlar. Üretici olmamalarına rağmen bu belgeleri veriyorlar. Üründen pahalı şekilde bu belgeleri satıyorlar. Bu mağazalar pazardan çekildiği zaman bu belgeler ne olacak? Örneğin Best Buy çekiliyor. Tüketicinin elindeki o garanti belgeleri ne olacak? Bu konuda yasal girişimimizi yaptık, buradan da ihbar ediyorum” dedi.

İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş da İzmir'de elektrikli ve elektriksiz ev aletleri meslek grubunda 775 firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün zincir mağazalarla yaşadığı önemli sorunların bulunduğunu belirtti. Bayilerin haksız rekabetle karşı karşıya olduğunu ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti:

“Maalesef ticaret, kuralları içinde yapılmıyor. Aldatmaca ve karalamalarla ticaret yapıldığı sabittir. Bir firmanın uygun olmayan ilanlarını Sanayi ve Ticaret Bakanlığına başvurarak durdurduk. Haksız rekabet yaratan, aldatıcı fiyatları içeren ilanları gördüğümüzde bu mağazaları arayarak ilanların kaldırılmasını istiyoruz. Aksi taktirde şikayet edeceğimizi söylüyoruz. Ancak ilgili yasanın iş işten geçmeden çıkarılması gerekiyor. Bakanlıkta 14'üncü tasarı var. Geçen yıl sanayi bakanı elinde tasarıyla başbakanlığa gidiyordu, ama hala çıkmadı. Hala gündemde değil” dedi. (AA)

17 Mart 2011 Perşembe

Mağaza Zincirleri Küçük Esnafı Yok Ediyor


Rize Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifi Başkanı Güven Aksoy, mağaza zincirlerinin küçük esnafı yok ettiğini söyledi.
Rize Gazeteciler ve Muhabirler Derneği’nde basın mensupları ile bir araya gelen Aksoy, değişim ve gelişmelere ayak uyduramayan küçük esnafın zor duruma düşdüğünü kaydetti. Aksoy “Her şeyi devletten beklemek olmaz. Sektörlerde kaçınılmaz bir değişim ve gelişme var. Büyük mağaza zincirleri ile karşı karşıyayız. Küçük esnafın bunlarla rekabet etmesi çok zor. Ayakta kalabilmek için küçük esnafın da değişime ayak uydurması gerekli. Ancak hükümetin de esnafı koruyan uygulamalar yapması gerekir. Büyük bir mağaza ile küçük esnafın aynı oranda vergi ödemesi dengeli değil. Buna bir düzenleme getirilmesi gerekir. Biz büyük alışveriş merkezlerinin alışma ve kapanma saatlerinin kontrol altına alınmasını ve bu merkezlerin şehrin dışına taşınmasından yanayız” dedi.
Aksoy, Rize’de esnafın halinden memnun olduğunu söyleyemeyeceklerini belirterek, “2 bin 225 kayıklı esnafımız var. Bunların ortalama bin 200’ü bizden kredi aldı. Esnafımızda 9.5 milyon TL paramız var. Verdiğimiz kredinin geri dönüşünde açılan takip oranı ise yüzde 29. Geri dönüşte Türkiye ortalamanın üstünde bir yerdeyiz. Bu sevindirici bir durum. Biz esnafımızın işini geliştirmesi için kredi veririz. Ancak esnafımız krediyi bu amaçla almıyor. Esnafımız borçlarını ödeyebilmek için kredi kullanıyor. Borcunu borçla kapatmak zorunda kaldıkları için kredi kullanıyorlar” diye konuştu.
Aksoy, esnafa tanınan sicil affının bir çok banka tarafından dikkate alınmadığına da değinerek sicil affı uygulamasının dikkate alınmamasının bazı esnafları mağdur ettiğini dile getirdi.

15 Mart 2011 Salı

Rekabet Kurumu'nun gözü marketlerin üzerinde

Rekabet Kurumu, bankalar, otomotiv firmaları ve özel okulların ardından şimdi de market zincirlerini yakın markaja aldı.
Kurum, perakende sektöründe son bir yıldır sürdürdüğü çalışmasını tamamlayarak, sektörün önde gelen zincirlerini üstü kapalı uyardı. Kurum perakendecilere, “tedarikçi firmalara orantısız güç kullandığınızın farkındayım' dedi.
MARKETLERE 4 UYARI
1- Alıcı gücünüzü orantısız olarak tedarikçilere yansıtıyorsunuz.
2- Tedarikçilerden listeleme bedeli, raf bedeli, teşhir alanı bedeli, insert bedeli, elektrik bedeli, promosyona katılım bedeli, eleman talebi, mağaza açılış bedeli, yıldönümü bedeli, yılsonu ıskontosu gibi çeşitli adlar altından bedeller talep ediyorsunuz.
3-Bazı durumlarda bu bedelleri sözleşme dışı ve geçmişe etkili faturalar yoluyla tahsil ediyorsunuz. Bu durum tedarikçiyi öngöremediği bir maliyet ve ticari riskle karşı karşıya bırakıyor.
4- Bu uygulama tüm sektörde neredeyse standart bir uygulama haline gelmiş.
 Sektör incelemesinin ikinci aşamasında tedarikçilere yönelik kapsamlı bir saha çalışması yapacağız.
ÖN RAPOR TAMAMLANDI
Hızlı tüketim ürünleri perakende sektöründe yürütülen “Türkiye Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliği Sektör İncelemesi Ön Raporu” tamamlandı. Kurum elemanları sektördeki   rekabet koşullarını inceleyerek sorunları ortaya koydu. Ayrıca başta İngiltere, Fransa, İtalya, Portekiz, Almanya, İskandinav ülkeleri, Avustralya olmak üzere çok sayıda ülkenin perakende sektör yapıları, mevzuat ve uygulamaları incelendi. 
ZİNCİRLERİN PAYI ARTIYOR
Raporda, hızlı tüketim ürünleri içinde zincir marketlerin payının arttığına dikkat çekildi. 2004'te organize perakendenin payının yüzde 30 olduğu anımsatılırken, 2009'da bu oranın yüzde 43'e yükseldiğine dikkat çekildi. Ancak bu artışa rağmen ağırlığın hala geleneksel kanalda olduğu vurgulandı.
EN HIZLI BÜYÜYEN BİM ve A-101
Organize perakende içinde en hızlı büyümenin indirim mağazacılığında olduğu belirtildi. Bu çerçevede BİM ve A-101'in en hızlı büyüyen perakende zincirleri olduğu kaydedildi. 2001 ve 2008 krizlerinin indirim mağazacılığının organize perakende içindeki payını artırdığına dikkat çekildi.
İŞTE EN BÜYÜKLER
Hızlı tüketim ürünleri cirosu bakımından BİM'in, Migros'u 2009 yılında geçerek pazar lideri olduğu vurgulandı. Pazardaki diğer büyük perakende zincirleri sırasıyla CarrefourSa, Metro/Real, Bizim Toptan, Tesco/Kipa, Kiler, Makromarket ve A-101 olarak sıralandı.
YERELLER PAYINI ARTIRIYOR
Türkiye'de bölgesel/yerel perakendeciliğin, organize perakende sektörü içindeki payını
artırdığı tespiti yapıldı. Son iki yılda bu zincirlerin yüzde 50 büyüdüklerine dikkat çekildi. Bu kategoride Adese, Pehlivanoğlu, Çağdaş, KİM, Mopaş, Yunus, Uyum marketleri sıralandı. Bölge bazında sırasıyla Marmara, İç Anadolu ve Akdeniz; il bazında ise İstanbul ve Ankara'da bölgesel/yerel hızlı tüketim ürünleri perakendeciliğinin yaygın olduğu belirtildi.
TEDARİKÇİLER RİSK ALTINDA FARKINDAYIZ
Kurum, perakendecilerin alıcı güçlerini bazı durumlarda orantısız olarak tedarikçilere
Yansıttıklarına dair ön bulgular elde etti. Tedarikçilerden listeleme bedeli, raf bedeli, teşhir alanı bedeli, insert bedeli, elektrik bedeli, promosyona katılım bedeli, eleman talebi, mağaza açılış bedeli, yıldönümü bedeli, yılsonu ıskontosu gibi çeşitli adlar altından bedeller talep edildiği tespiti yapıldı. Perakendecilerin bazı durumlarda bu bedelleri sözleşme dışı ve
geçmişe etkili faturalar yoluyla tahsil ettikleri, bunun da tedarikçiyi öngöremediği bir maliyet ve ticari riskle karşı karşıya bıraktığı belirtildi. Bu uygulamanın neredeyse tüm sektörde standart bir uygulama haline geldiği vurgulandı.
GECİKTİRİYORSUNUZ
Bu bedellerin ulusal perakende zincirlerinin ciroları içinde yıllar içinde artan bir trend izlediği tespiti yapılırken, 2009 yılında ortalamada yüzde 12,5'e ulaştığı vurgulandı.
Tedarikçilere yapılan ödemelerin geciktirilmesi, sözleşmede olmayan bedellerin talep edilmesi ve bu bedellere ilişkin geçmişe etkili fatura kesilmesinin sektörde sıklıkla uygulandığı tespiti yapıldı.
DETAYLI İNCELEYECEĞİZ
Rekabet Kurumu, sektör incelemesinin ikinci aşamasında tedarikçilere yönelik kapsamlı bir saha çalışması yapacağını ve Türkiye'ye model olabilecek uygun ülke uygulamalarının detaylı olarak analiz edeceğini duyurdu.
YOĞUNLAŞMA ORANI YÜZDE 14
Hızlı tüketim ürünleri perakendeciliğinde yoğunlaşma oranının Avrupa ülkeleri ile
karşılaştırıldığında hâlâ düşük olduğuna dikkat çekildi. En büyük dört perakendecinin toplam pazar payının (CR4  oranı), İsveç'te yüzde 91, İngiltere'de 68, Almanya'da 67, Fransa'da 65, Macaristan'da 50 ve İtalya'da 20 olmasına karşın Türkiye'de yüzde 14 olduğu anımsatıldı.
Bazı bölgelerde ve illerde yoğunlaşma oranlarının Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğuna dikkat çekildi. Ege Bölgesinde hızlı tüketim ürünleri pazarında CR4'ün yüzde 22 iken organize perakende içinde bu oranın yüzde 50'ye; İzmir'de ise sırasıyla yüzde 34 ve yüzde 77'ye yükseldiği vurgulandı. Ege bölgesi ve özellikle İzmir'de yerel perakendecilerin ağırlığının diğer bölgelere göre çok düşük olduğu belirtildi.
DÜNYA DEVLERİ GELECEK
Raporda dikkat çeken en önemli tespitlerden birini ise sektörde kurumsallaşmanın artmasıyla birlikte, pazara küresel perakende zincirlerinin ilgisinin artacağı beklentisi oluşturdu. Migros, CarrefourSa, BİM, Tesco/Kipa'nın ardından 2010 sonunda Uyum Gıda, Kiler ve Bizim
Toptan'ın halka açıldığı anımsatıldı.
DEVRALMALARA DİKKAT!
Son yıllarda zincirlerin, yeni bölgelere girmek için o pazardaki yerelleri devralma yolunu seçtikleri belirtilen raporda, “Ulusal ve yerel zincirler kimi zaman yeni mağaza açmak yerine, küçük ölçekli, lokasyon seçimi görece iyi olan küçük zincirleri devralmayı tercih etmektedir. Ülkemizde yavaş ilerleyen/fark edilmeyen devralmalar (creeping acquisition) olarak adlandırılan küçük ölçekli yoğunlaşmaların rekabet üzerindeki toplam etkisi önem kazanmaya başlamıştır. Türkiye'de Migros, CarrefourSa, Kiler ve Makromarket bu tip devralmalarda aktif olan perakende zincirleridir.”
ÖZEL MARKALI ÜRÜNLER
Özel markalı ürünlerin büyümesine karşın,  toplam satışlardan hâlâ düşük pay aldıkları ifade edildi. Bu ürünlerin İsviçre'de yüzde 54, İngiltere'de yüzde 47 İspanya'da yüzde 40 İtalya'da yüzde 13 iken Türkiye'de sadece yüzde 8 olduğu vurgulandı. Ancak özel markalı ürünlerin payının artmasıyla birlikte tedarikçilerin markalı ürünlerinin raflarda yer bulma sorununun ortaya çıkacağına işaret edildi. Ayrıca bu gelişmenin  tedarikçilerin yeni ürün geliştirme, marka yatırımı yapma çabalarına zarar verdiği dile getirildi.
Ön inceleme raporunda bir de öneriler yer aldı:
CİRO EŞİKLERİ DÜŞÜRÜLSÜN
I. Yoğunlaşmaların Bildirilmesine Yönelik Ciro Eşiklerinin Hızlı Tüketim Ürünleri
Perakendeciliği ile Sınırlı Olmak Üzere Düşürülmesi. Fransa'da olduğu gibi perakende
sektörü için bildirim eşiği normal eşik seviyesine göre daha düşük belirlenebilir. Bu yöntemin
benimsenmesiyle Pazar aynı zamanda, bildirimler yoluyla da yakından izlenebilecektir.
İNGİLİZ MODELİ
II. Davranış Kodu ve Ombudsmanlık Sisteminin Hayata Geçirilmesi
İngiltere başta olmak üzere Avustralya, Portekiz gibi birçok ülkede uygulamaya konulan ve zaman zaman revize edilerek güçlendirilen bir yöntemdir. Sistemin özü doğrudan kamu müdahalesi olmadan sektör tarafların önceden belirlenmiş etik/adil kurallar bütününe uygun şekilde davranmalarına dayanmaktadır. Rekabet sorunlarının ağırlığına bağlı olarak davranış kodunun içeriği ve bağlayıcılığı değişebilmektedir.  Mevcut durumda şartları ve bağlayıcılığı en yüksek model İngiltere'de uygulanmaktadır.
 II- Tedirakçi -Perakendeci Anlaşmalarının Rekabet Kurumuna Yıllık Olarak Gönderilmesi

Böylece anlaşmaların ilgili hükümlerinin şeffaflaştırılması, anlaşmalarda yer alan haksız
uygulamaların süreç içinde ortadan kalkması ve sektörün Rekabet Kurumu tarafından takip edilmesi amaçlanıyor.

5 Mart 2011 Cumartesi

SAKARYA SANAYİ VE TİCARET ODASI (SATSO) KOMİTELER BULUŞTU



Ticaret ve Sanayi alanında faaliyet gösteren işyerlerinin temsilcilerinden oluşan 32 meslek komitesinin üyeleri, SATSO'da toplandı.
SATSO Ali Coşkun Konferans Salonu'nda yapılan müşterek toplantıda ortak akıl güç birliği sloganıyla oluşan birliktelikten yararlı sonuçlar çıktı. Yılda 2 kere büyük toplantı gerçekleştiren meslek komiteleri yıl içinde de kendi aralarında çeşitli toplantılar düzenleyerek üyelerinin sorunlarına çare arıyor veya gündemdeki konuları ticari anlamda değerlendiriyor veya proje gerçekleştiriyorlar. SATSO Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ'un başkanlığında gerçekleşen toplantıda komite başkan ve üyeleri sektörlerindeki sıkıntıları ve çözüm önerilerini dile getirdiler.
Açılış konuşmasını yapan Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ, komitelerimizi temsilen 212 üye olması gerekirken ancak 80 kişi burada. Yapılan araştırmalarımız ve performans değerlendirmelerimiz neticesinde 7. Meslek Komitesinin en çok toplanarak kararlar alan komite olduğunu gördük. Bunu takiben 15-16-17-21 ve 28. Meslek Komitelerimizde en çok çalışan komitelerimiz. 3-11ve 30. komiteler ise en kötü çalışanlar. Bizler Oda olarak gerekli uyarımızı kendilerine yaptık. Komite toplantılarında alınana kararlarla ilgili ortak mevzular belirledik bunlar haksız rekabeti önlemek, ilin ticaret ve sanayisini geliştirmeye yönelik girişimlerde bulunmak, bölge esnafı ile birliktelik, ortak yatırımlar, UMEM konusunda bilgilenmek ve çalışmalar yapmak, eğitimler ve sunumlar talep edilmiş, resmi kurumlarda da bilgi talebi kararlar arasında yer almıştır.” dedi.
Motorlu taşıtlar ve yedek parça toptan ve perakende ticareti ile iştigal eden 21. meslek komitesinden Hamit Bayrak ilk sözü alarak mesleğimiz ile ilgili çeşitli fuarlara katılarak sektörümüzü temsil ettik. Sakarya'da oto galericileri sitesi kurulması konusunda ilgili kurumlar ve büyükşehir belediyesi ile gerçekleştireceğimiz projede önemli ivme kaydettik. Dörtyol kentsel sanayi sitesi projesinde de yanımızda yer alan SATSO'ya teşekkür ediyoruz ve desteklerinin devam etmesini diliyoruz.” dedi.
Altyapı, inşaat faaliyetleri, maden ocakları- mermercilerden oluşan 2. Meslek komitesini temsilen kürsüye gelen Ahmet İşgüzar öncelikle Kızılay Başkanlığına seçilmesi ile ilgili tebrikleri kabul ederek teşekkürlerini sundu. İşgüzar konuşmasının devamında öncelikle şu düşüncemi paylaşmak istiyorum: toplumumuz üretmeden tüketmeye yönetmeden yönetilmeye alışmış, halbuki hepimiz üretici ve yönetici olma potansiyeline sahibiz. Hem üretmeli, hem yönetmeliyiz. Meslek grubumuz çevre tahribatından menfaatlenen bir grupmuş gibi gösteriliyor Dünyadaki bütün teknoloji insanlığın hizmetinde ancak menfaat sunulabilmesi için inşaata ihtiyaç var. Tabiatın, çevrenin bize emanet olduğunu bilerek çalışmak lazım. SATSO'dan isteğimiz Torba Yasa konusunda eğitimler hazırlaması. Bir toplantıda vergi daireleri ceza yazmak için bahane arayan değil yol gösteren daireler olacak dendi.”Keşke” diyoruz. ben şahsım adına 25 bin fidan diktim birileri kalkıyor bir fidan dikmediği halde çevreci oluyor.”diye konuştu.
7. Meslek Komitesi (İklimlendirme Sistemleri ve Sıhhi Tesisatçılar) Başkanı Adem Bilgen ise şunları dile getirdi: “Sektörün en güncel ve en sıcak sorunlarından biri piyasada çantacı olarak nitelendiren yetkisiz ustaların müteahhitler aracılığı ile pis su temiz su, kalorifer tesisatı yaparak piyasa değerini düşürmeleridir. Çantacı diye tabir ettiğimiz bu gruptaki tesisatçıların birçoğu hiçbir vergiye tabi olmamaktadır. Aynı zamanda hiçbir ustalık sertifikasına sahip olmayan bu grup mesleğimiz için büyük tehlike unsurudur. Meslek komitesi olarak biz bu işin takipçisi olacağız.
SASKİ ile yapılan görüşmeler ve çalışmalar devam etmektedir. Ortaya çıkacak protokol sayesinde; yetki belgesi olmayan bir firmanın yada tesisatçının temiz su tesisatı yapması engellenmiş olacaktır. UMEM projesinin sağladığı kolaylıklardan yararlanmak üzere 12 Şubat tarihinde yaptığımız Meslek Grubumuz toplantısında üyelerimize açıklayıcı ve gerekli bilgiler verilmiştir.
SATSO, Adapazarı Kaymakamlığı, Adapazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Fatih Endüstri Meslek Lisesi Ve 7.Meslek Komitesi olarak Meslek grubumuzda soğutma sektöründe çalışan elemanların teknik eğitim seviyesinin nitelik ve niceliğini artırmasına katkıda bulunmak ve soğutma sektöründe çalışan elemanları soğutma sektörü projesi çerçevesinde ozon tabakasına zarar veren soğutucu gazların maximum oranda toplanabilmesi temizlenmesi ve tekrar kullanımının sağlanması konusunda eğitmek üzere bir protokol imzaladık.
7.meslek Komitesi olarak hem Sakarya'mıza hem de meslek grubumuza olumlu önemli katkılar sağlamaya devam edeceğiz.”dedi.
5. Meslek Komitesi Üyesi Seçkin Sezer de konuşmasında sektörel sıkıntılara dikkat çekti. Sezer, “Yönlendirme tabelaların da bir standart olmalı. Bazı büyük firmalar istedikleri boyutta tabela yaptırıp asabilme izni alabiliyorken küçük işletmeler alamıyor. Birçok otelde denetimler yerinde yapılmadığı için kendilerine habire yıldız veriyor. Konuyla alakalı kurum memurları gidecek yerinde denetim yapacak. Gerekiyorsa cezai işlem yapacak yada kapatacak. İllaki birileri şikayet mi edecek denetlensin diye. Bizleri kanunsuz davrananlara karşı koruyun ki vergilerimizi ödeyelim ayakta kalalım istihdam sağlayalım Hizmet üretelim” diyerek Garson ve Aşçı yetiştirilmesine yönelik kurslar açılması gerektiğini söyledi.
16. Meslek Komitesi Başkanı Ali Esen de konuşmasında Ankara Ostimde meydana gelen patlamayı örnek göstererek İşadamlarına olası kazalarda mağduriyetler yaşamamaları için çalışanlarına yönelik mutlak suretle risk analizlerini yaptırmaları çağrısında bulundu.
Esen ayrıca İş Kur İl Müdürlüğünde kayıtlı 400 engelli breye dikkat çekerek sosyal sorumluluklar kapsamından hareketle iş adamlarının mutlak suretle bu engellileri işe yerleştirmeleri ve istihdamlarına katkı sağlamaları gerektiğini söyledi.
29. Meslek Komitesi üyesi Kenan Taçyıldız ise Özel okullara devlet desteğinin sağlanması gerektiğini belirterek, “Veliler bize adeta Jandarmalık yaptırıyor. Çocukları ile alakalı baş edemedikleri sorunlara yönelik dershaneler ve Özel okular da de çözüm arıyorlar. Devlet Üniversitelere ve KOBİ' lere destek veriyor ancak biz Özel okullara destek vermiyor. Önce insana yatırım yapılmalıdır” dedi.
Taçyıldız konuşmasında ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı İl Mili Eğitim Müdürlüğü ve velilere seslenerek, “Ben 25 yıldır eğitimciyim. Bir yılım devlet okulunda geçti. En rahat çalışılan yer. Bu sebeple disipline edilmesi gerekiyor. Veliler lütfen çocuklarınızı eğitim için gönderdiğiniz kurumları iyi tercih edin. Kaçak olarak çalışan etütlere dershanelere göndermeyin. Milli Eğitim Müdürlüğüne kayıtlı dershane ve okullara gönderiniz. Kaçak kurumlar nedense yeterince denetlenmiyor. Veliler çocuklarının 7-24 saat boyunca sürekli ders çalışmasını istiyor. Sınav sistemi kaldırılsın. Çocukları ders ders diye psikopat ettiler. Böyle gençlik yetiştirilmez”dedi.
28. Meslek Komitesi Başkanı Hüseyin Balta konuşmasında Mesleki eğitim eksikliğinden kaynaklanan problemler var. Kalifiye eleman sıkıntısı da var. Olanları da verimli kullanamıyoruz. Aynaya düzgün bakalım. Ne demişler ‘At sahibine göre kişner'. Bizlerde işadamları olarak iletişim becerileri ve tekniklerine yönelik kurslar ve eğitimler alalım. Bir sorunumuzda ihaleler. Maalesef kalkınmada öncelikli bazı iller var. Bu iller belli avantajlara sahip. Bizler bu illerde ihaleye girmekte zorlanıyoruz. Bu nasıl aşılabilir” dedi.
28. meslek komitesinden Emrullah Terzioğlu; İnşat yapılacak alanlarda arsa payı %40 olarak belirlendi. Bu uygulama şehir merkezindeki depremden sonra boşalan arazilerde eski yerleşim bölgelerinde uygulaması mantıklı değil, yeni yerleşim alanlarında uygulanabilir. Kat artırımı konusunda 3 kata izin verilmiyor. Yeni teknolojilerle suya bile binalar inşa edilirken bizde teknolojiler yeterli ve en az 3 kata izin verilmeli, gerekli teknolojilerle yapılabilir. Uzmanlaşmış kalifiye eleman sıkıntısı yaşıyoruz, uzman kalifiye elemanlar da en az ara elemanlar kadar önemli, bu konuda gereken eğitim ve seminer desteği verilebilir. İstanbul'dan gelerek ekspertiz hizmeti veren firma temsilcileri özellikle sanayicilerimizi mağdur ediyorlar bizim tavsiyemiz; bu konuda ilimizdeki emlakçılar ve danışmanlarla temasa geçilerek ekspertiz raporlarının alınmasıdır.
23. Meslek Komitesi'nden Orhan Yılgenci; “23.Meslek Komitesi olarak UMEM Projesini çok önemsiyor ve destekliyoruz. Bu proje meslek grubumuzun tamamını yakından ilgilendirdiği için biz de projenin içinde olmak istedik. Bu amaçla üyelerimizi UMEM Projesi hakkında bilgilendirdik. Devlet tarafından sağlanan avantajlarını anlatarak hem bu projeye destek vermelerini hem de projedeki avantajlardan faydalanmalarını sağlamak için çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. İkinci önemli çalışmamız SAİGEP. Bu projenin ilk etabında makine ve metal sektörü seçilmiştir. Tamamı bizim üyelerimizden oluştuğu için komite olarak bu projenin içinde yer aldık. Bir başka çalışmamız SAMİB ile yaptığımız ortak faaliyetlerdir. SAMİB'le yaptığımız toplantılardan ve SAMİB'e üye olmayan imalatçı üyelerimizle yaptığımız istişareler sonucu önemli gördüğümüz isteklerimizi de paylaşmak istiyoruz: mikro, küçük ve orta ölçekli üreticilerimizle ana sanayilere fason iş yapan imalatçılarımızın bulundukları sanayi siteleri bugünün koşullarına uygun değildir. Bu sebeple OSB'lerin oluşmasına ve ihtisaslaşmasına büyük önem veriyoruz. Sanayi sitelerinin kurulmasını da destekliyor ve önemsiyoruz.” Dedi.
27. Meslek Komitesi (Gıda Maddeleri İmalatçıları) Üyesi İffet Hacıeyüpoğlu da toplantının gündemini oluşturan kayıt dışı üretim konusuna değinerek şunları dile getirdi: “Tüm komite üyelerimizin ortak bir sorunu olan kayıt dışı ekonomi ve üretim sanayicilerimizi oldukça zor duruma düşürmektedir. Bu konuya çözüm olarak SATSO bünyesinde çalışan diğer komisyonlar gibi kayıtdışı üretim yapan firmaları tespit etmek ve en aza indirmek amacıyla bir komisyon kurulmasını öneriyorum. Hep birlikte bu sorunun üstesinden geleceğimizi düşünüyorum” dedi.
9. Meslek Komitesi (Dayanıklı Tüketim Malları) Üyesi Sedat Aldemir “zincir mağazaların ilimize gelerek faaliyet göstermeleri haksız rekabete neden oluyor bu konuda gereken çalışmaların yapılmasını talep ediyoruz” dedi.
10. Meslek Komitesi (Elektrik ve Elektronik Malzeme İmalat ve Ticareti) üyesi Adnan Borazancıoğlu, Torba Yasa kapsamında Odamız üyelerinin aidat borcu affı konusunda teşekkürlerimiz sunuyorum, düzenli ödeme yapanların da ödüllendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İnovasyon ve Ar-Ge çok önemli ezberlenmiş şeylerle değil yeni fikirlerle ilerlemeliyiz. Ar-Ge destekleri, hibeler konusunda Odamız öncülüğünde çalışmalar yapılıyor ancak biz de Odamız kadar istekli ve katılımcı olmalıyız ve yenilikleri takip etmeliyiz” dedi.
8. Meslek Komitesi (Mobilya ve Ev Dekorasyon ürünleri Ticareti)üyesi Ahmet Aygün; “müobilya sektörünün ilimizdeki eski itibarına kavuşması ve gelişmesi adına komitemiz çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Gerçekleştirdiğimiz toplantılarda konusunda uzman kişiler tarafından bilgilendirilerek vizyon kazanma çalışması yaptık ve devam edeceğiz. Önümüzdeki günlerde Mobilya sektörü ile ilgili önemli isimlerden birisi olan Ramazan Davulcuoğlu nu da Odamıza davet edeceğiz. Mobilya İhtisas OSB'nin kurulmasını çok önemsiyor ve destekliyoruz sektörümüzün canlanması adına çok önemli bir girişimdir.”dedi.
15. meslek komitesi (Sağlık Kuruluşları, Eczaneler ve Parfümeri Ticareti)üyesi Özlem Akalın: “15. Meslek komitesi içerisinde çok farklı sektörleri barındıran geniş bir meslek komitesi. Çeşitli konularda hem mesleki anlamda hem de halk sağlığı açısından verimli çalışmalarda bulunduk. Ağız ve diş sağlığı toplantılarımız oldu, içme suyu denetimi kontrolü ve kanalizasyon alt yapısı ile ilgili olarak SASKİ'yi komitemizce ziyaret ettik. Suyun klorlanması ile ilgili çeşitli tereddütlerimiz vardı bilgi istedik. Kanserde farkındalık yaratmak adına Prof. Dizdarın ve konusunda uzman hekimlerin katılımı ile odamızda geniş katılımlı bir konferans düzenledik. Bu kanser konusu hem ilimizdeki hasta sayısının oranı sebebiyle hem de SATSO camiası olarak sosyal sorumluluk adına önemli ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu doğrultuda çalışmalarımız devam edecektir. Çalışan verimi ve işyeri verimliliği açısından düşüşe sebep olan motivasyonu engelleyen ve şu anda sağlık bakanlığı ve mecliste de gündemde olan obezite ve diyabet konusunda da yine geniş katılımlı bir konferans düzenlemeyi planlıyoruz çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.
14. Meslek Komitesi (Boya, nalburiye, makine, hırdavat ve teknik malzeme ticareti) üyesi Nadir Öztürk: “bölge illerimizle müşterek toplantılar düzenlemekteyiz. Bu toplantılarda ordaki faaliyetler hakkında bilgi aldık. Sakarya ve odamızı tanıttık bu tür toplantıların bizler ve şehrimiz adına çok faydalı olduğuna inanıyoruz. Kentsel Dönüşüm uygulamasının rededilmesinin ardından yeni bir kentsel tasarım, güzelleştirme ve kötü görünen yerlerin ıslah edilmesi için bir takım çalışmalar yapılmaktadır. SATSO'nun bu çalışmalar bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en iyi şekilde destek vereceğini bölgedeki esnaf ve sanatkarlarımızın inancı tamdır.
1.Meslek Komitesi (Tarımsal Faaliyetler) Turgay Çelik: “İlimizdeki tarım alanlarının miras yoluyla bölünerek verimliliğinin ve bütünlüğünün kaybolduğunu düşünüyoruz. Tarım arazileri günümüzde çok değerli arazilerdir bunlara gereken önemin verilmesi gerekiyor. Devletin de desteklemesi gerekiyor ve bu konuda destekleri de var. Yeni bir kredi destek programı başlatacak. Odamızda Ar-Ge birimimiz var ve bu destekler hakkında tüm üyelerimizi bilgilendirme ve yönlendirmeye hazır, herkes yararlanmalıdır diye düşünüyorum.”dedi.
20. Meslek Komitesi (Petrol Ürünleri Toptan ve Perakende Ticareti) üyesi Yıldıray Çakar: “ Petrol fiyatları 2000'li yıllarda varil başına 28 dolar iken bugün varil fiyatı 124 dolara yükselmiş durumda. Bugün Mısır'da başlayan yangın Ortadoğu'yu sarmış durumda Libya'da bu yangının ortasında bu olumsuzluklar Petrol ve türevlerini dışarıya bağımlı ülkeleri olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Petrol fiyatlarının yüksek olması ülkedeki kaçak ürünler satanlara bayram yaptırmakta. Tabii devlet de vergi alacağı olarak akaryakıta yüklenince akıl almaz rakamlarla fiyatlar yukarıya doğru tırmanmakta. Bütün bu olumsuzluklar yollarda pıtırak gibi patlayan yağ satış noktalarının üremesine ve kaçakçılığa yol açmaktadır. Yollarda 10 numara yağ adı altında satılan yağlara ve bu haksız rekabete nede mani olunmuyor devletin en büyük vergiyi aldığı sektörün zarar görmesine neden sessiz kalınıyor bir an önce çözülmesini bekliyoruz” dedi.
22. Meslek Komitesi ( Otomotiv ve Otomotiv Yan Sanayi İmalatçıları)Üyesi Hüseyin Odabaşı: “22. Meslek komitesi otomotiv ana sanayi firmalarını yanı sıra, yan sanayi firmalarını da bünyesinde barındırıyor. Hepimizin bildiği gibi ülkemiz otomotivde bir üretim üssüne dönüşmüş durumda sektörün ülke ekonomisindeki önemli ağırlığı nedeniyle hükümet kanadından da yakından takip ediliyor. Vergi ödeyenlerin ödüllendirilmesi de gerekmektedir. Vergi indirimi gibi bir uygulama yapılabilir.”dedi.
24. Meslek Komitesi (Konfeksiyon, Tekstil ve Deri Ürünleri İmalatçıları) Üyesi Mustafa Kösemusul: “İş sağlığı, iş güvenliği ve çevre kanunu çerçevesinde işletmelerde doktor, İSG Uzmanı ve çevre mühendisi çalıştırma zorunluluğu getirildi. Bu doğrultuda çevre adına danışmanlık almak istedik. Biz yok bizde kendimizi oluşturmaya çalıştık. Bu doğrultuda çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.
18. Meslek Komitesi (Grup-Mimarlık, Müh. Faaliyetleri ve İnşaat Taahhüt İşleri) Üyesi Süleyman Baş: “ En fazla sıkıntısı olan meslek grubuyuz. En önemli konumuz kalifiye eleman iş gücü sıkıntısı. İnşaat sektöründeki ham madde ve malzemelere gelen fiyat artışları dünya piyasası ile kıyaslayınca fazla bu da sektörü çok zor duruma düşürüyor, hem alıcı hem de satıcı açısından sıkıntı emlak piyasasını da etkiliyor.
İlimizde imar alanları üzerindeki %40 uygulaması imara yeni açılan bölgelere uygulanmalı, eski yerleşim alanlarında bu uygulama anlamsız. Binalar arasında görüntü anlamında da hoş olmuyor. 2 kat artırımı konusunda yerel yönetimler direnç gösteriyor ancak deprem olsa çok katlı binalar arasındaki bu iki katlı binalar zarar görür bu da düşünülmeli. Teknolojik olarak uygulanabildiği takdirde kat sınırlamasına gerek yok. Eğer olması gerekiyorsa da 3 kat sınırlaması olmalı. İlimiz yatay genişleme gösteren bir il, merkezde yerleşim alanları kalmadı ya da çok az tarım alanlarına doğru bir yönelme var tarım alanlarımızı korumalıyız.” dedi.
ÇARK HABER

20 Şubat 2011 Pazar

Pazarcılar birleşiyor


Marketlerle rekabet edemeyen bakkallardan sonra pazarcılar da birleşmeye hazırlanıyor. İstanbul Pazarcılar Odası Başkanı Mesut Şengün, "Toplu satın alma yapıp meyve sebzeyi yüzde 30 ucuza satacağız" dedi
Hipermarketlerin elindeki sermaye gücüyle özellikle semt pazarlarının kurulduğu gün fiyat rekabetine girmeleri pazarcıları da isyan ettirdi. Özellikle Hal Yasası ile birlikte hipermarketlerin taze sebze ve meyveyi hale uğramadan direkt üreticiden almalarının yolunun açılmasıyla birlikte rekabet şansının da ellerinden alınacağını düşünen pazarcılar birleşmeye karar verdi.

REKABET TARLADAN BAŞLIYOR
İstanbul Pazarcılar Odası'nın öncülüğünde 500 semt pazarının başlatacağı birleşme hareketi ile tıpkı büyük hipermarketler gibi ürünü tarladan satın alıp pazarda satacaklarını dile getiren İstanbul Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mesut Şengün, "Tek başımıza hipermarketlerin satın alma gücüyle başetmemiz mümkün değil. 250 bin esnaf birleşip direkt tarladan ürünü toptan alıp pazarda satacağız. Marketlerin alım gücünün en az yarısına ulaşmış olacağız. Bu şekilde halka taze meyve ve sebzeyi yüzde 30 daha ucuza satacağız" dedi. Şengün, İzmir Pazarcılar Odası'nın da kendilerini takip edeceğini söyledi.

TAZE ÜRÜNDE İNDİRİM VAR

Semt pazarlarıyla özelde bir rekabetin söz konusu olmadığını ama pazarların kurulduğu günlerde o bölgelerde bulunan grup bünyesindeki marketlerin taze meyve ve sebzede fiyat indirimine gittiklerini dile getiren Migros Genel Müdürü Özgür Tort, "Diğer ürün gruplarında böyle bir indirim söz konusu değil ama tüketicinin pazarda en çok talep ettiği ürün grupları olan taze sebze ve meyve ürünlerinde müşteri kaybetmemek adına indirime gidiyoruz" dedi. CarrefourSa Hukuk Müşaviri Merter Özay ise, Hal Yasası ile birlikte ürünlerin satış noktalarına direkt ve dolayısıyla daha çabuk ulaşımını sağlayacağından tazelik anlamında kalitenin artacağını düşündüklerini söylemişti. Türkiye Sebzeciler Meyveciler ve Seyyar Pazarcılar Federasyonu (TÜSPAF) Genel Başkanı Mehmet Çakman ise mevcut haliyle ulusal zincir mağazaların depolarından sevkiyat yapabildiklerini 22 Mart tarihinde yürürlüğe girecek olan Hal Yasası ile birlikte pazarcı esnafının da bu imkandan faydalanabileceğini dile getirdi. Pazarcı esnafının temin tevzi depoları kurarak kooperatif haline geleceğini belirten Çakman, "İlk önce bölgesel bazda bu işe başlayacağız. Ardından da bunu Türkiye geneline yayacağız" dedi.

Çürüyen ürüne damping

Marketlerde satılan ürün ile pazarda satılan ürün arasında ciddi bir kalite farkı olduğunu dile getiren Mehmet Çakman, "Biz iyi malı 100 metre öteden tanırız ama bir marketin satın alma sorumlusu taze meyve sebzeyi bizim kadar iyi tanıyamaz. O yüzden de zamanı geçmiş ürünü satın alır" dedi. Çakman çoğu zaman marketlerin son kullanma tarihi yaklaşan ya da çürümek üzer olan ürünlerde indirime gittiğini bunun da yasalara uygun olmadığını söyledi. Kaldırımları işgal eden marketler için de Hal Yasası'nın yürürlüğe girmesinden sonra suç duyurusunda bulunacaklarını vurgulayan Çakman, bu işin peşini bırakmayacaklarını söyledi.